kaleme aldığım yazılar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kaleme aldığım yazılar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26.08.2013

Mutsuz insan;mutlu gibi insan..

               
 
  İzliyorum. Görüyorum. Birbirinden hoşnut olmayan insanların çeşitli yüzleriyle hiçbir şey olmamış gibi,sırf zaman geçirmek için birbirlerine yaptıkları serenatlar,sanki birbirleri için fışkıran pozitif enerji... Beni bayağı düşündürüyor.

  Ben biraz deli,eserekli biraz da sizin anlamayacağınız şekilde merhametli olabilirim. Bazen değişik hamleler de yapabilirim. Her insanda olduğu gibi konuşmama hakkımı kullanıp aleyhimde delil bırakmak istemem. Benden memnun ve benimle sohbeti sıcak olan arkadaşlarım,zaman zaman samimi bulmadığım sıkıntılar yaratıyor. Ben kendi çapımda,içinde bulunduğum alışılagelmiş sıkıntılarımın içinde kendi kendime bir yol arıyorum. Bazen isyan bazen hamt ediyorum. Herkesin kendine göre taşıyabileceği sıkıntılar olabilir. Kimse kimsenin sıkıntısını çok fazla önemsemeyebilir. Ama yakın arkadaşlarım ve akrabalarım hayatımızın başlangıcına baksın. Gerçekten emin olduğum;iskeletime kadar samimi,benliğim kadar içten,yaşadığım kadar gerçekçi olmaya çalıştığım... Zaman zaman bir araya gelip beni çekiştirebilir,benimle dalga geçebilirsiniz. Bunları ben izin verdiğim için yapabilirsiniz.

  Kendinizi anlatma çabanız,kimilerine sıkıcı gelebilir. Benim için her insan;tasvip etmediğim davranışlarda ve kişilikte olmuş olsa bile,eğer benden küçücük bir fikir,tavsiye ya da samimi değilse zaman geçirmek için hayatıma girmek istiyorsa bunu yapabilir. Ben ona rest çekemem. Karakterim ölçüsünde uzaklaşma hakkımı kullanırım. Tabiatıyla bir sorunlar zincirinin içindeyim. Birtakım çare bulma ya da karar alma aşamasında hiç kimseyle eğlenemem,hiçbir şey yokmuş gibi sürekli alışılmış acıya ortak olamam. 


  Dedim ya;benim hakkımda konuşup benimle dalga geçebilir,eğlenebilirsiniz. Ben izin verdiğim için... Soru şu;n'asıl izin verdim? Beni görmen için gözlük takmana,duyman için kulak kabartmana;ona buna sormana,başka bir Tülay aramana gerçekten lüzum yok. Dedim ya,bir kere hayatıma girdiysen bu koşulsuz olmuştur. Çünkü maddeciliği,vb. her şeyi yola çıktığımda,kendimi fark ettiğimde başlangıçta bıraktım. Çok doğal,insancıl şeyler... Ama insan hayatta öyle şeyler yaşıyor,taşıyor,duyuyor ki onlarla baş ederken bu saçma egoların yanımda olması mümkün değil;çünkü hayat öyle sarsıyor ki üstümden birer birer kendiliğinden döküldüler. Ama bazen şunu hissediyorum:Biraz ikiyüzlü davransam olmadığım gibi,karşımdakinin benim gibi olmadığını düşünüp empati yapmasam ne gerek var;mutsuz insan,mutlu gibi insan..

  Her insanda olan bu saydığım çirkin meziyetler,artık benim için bir anlam taşımıyor. Belli bir yaşa geldim. Ergenlik ve biraz üstü düşünceler bunlar. Siz hala bunları yanınızda tutuyor musunuz? Yoksa hala o kadar sarsılmadınız mı? Onlar hala sizden dökülmediler mi? Hala geçmişle yaşayıp gelecekteki kendinizden ne bekliyorsunuz? Birbirinizi sevmiyorsanız bu şakşakçılık neden? Neden hiçbir şey olmamış gibi iltifatlar,iltifatlar?.Şundan emin olun ki size ne hissettiriyorsam ben oyum.Peki siz ne hissettiriyorsanız o musunuz? *


* Tülay Özdemir

23.08.2013

Satılık Ruh

         image

  Satılık ruhlar kol geziyor... Kimi bir ideolojiye kimi arzularına kimisi menfaatlerine kimisi de günübirlik savaşlara satılık... Hissediyor musunuz şöyle derin derin? Düşüncelerinizi duyabileceğiniz bir mekan arzuluyor musunuz? Yoksa düşünmüyor musunuz? "Düşünülmüşü var fazlasıyla.."deyip beyninizi boşuna yormuyor musunuz? Kesin rahatladınız. Şöyle içinizden bir oh çektiniz. Prangalarınızdan kurtulduğunuza bayram,kutlama,vs...

  Anlamıyor insan;hissettiğimiz mutluluklar,hiç sevmediğimiz sıkıntıların ürünü. Gerçekten anlamıyor,belki de kolayımıza geliyor sağır numarası yapmak... Kırmışız,dökmüşüz;silmişiz. Sözüm ona,elimizdekileri korumak adına... Anlamamışız bir türlü;küçücük bir fidan bile yerini bulup;güneşini,suyunu almadan serpilmez. Aklımız sıra incinmişiz. Haklılık uğruna reddetmişiz gerçeği... Hepimiz çekilmişiz kendi kabuğumuza... Batan geminin malları bunlar,dercesine elimize ne geçtiyse sahiplenip şekil vermişiz. Sonra bencilce,benlik duygusuyla;" Ben yaptım! "," Benim eserim! "... Öyle pişkin pişkin,yüzümüzde zavallı bir gülücükle bir bütün olmayı asla becerememişiz.

  Şimdi soruyorum;muhatabı kimse... Ey doğa! İhanet sana mı? Üstünde her türlü nimetle karşıladığın güzelliği;ince ince,nakış nakış sunduğun ruhlara bu kadar verici olurken,geri dönüşümü olur mu,diye sordun mu hiç kendine? Ruhların doğaya nankörlüğü... Aldıkları,hiç vermediklerinden kat kat fazla... Yine soruyorum;bu kadar nankörlüğe,vurdumduymazlığa karşı n'asıl da gözleri kör bakarken,sen köşende oturup fıtratın gereği yağmurlarını yağdırır,şimşeklerini çaktırırsın? Sonra durulup kapılarını;bir türlü giymemiş,giyinememiş ruhlara yine sonuna kadar açarsın.

  Hangi arzu,istek yumurtadan çıkıp kabuğunu paramparça etmeye değer? Pişkin ruhlar..

  Ama onlar ner'de? Lay lay lom depresyonda.. *


* Tülay Özdemir

15.08.2013

İNSANLIĞIN SESİ / 1



  Sizi fazla yormak istemem.Ama eğer İslam dinine aitseniz ya da pardon,insana değer veriyorsanız bu gerçekten beni düşündürdü.Hiç derdim yokmuş gibi ister istemez paylaştıklarınızı görüyorum ve mutlaka siz de benim paylaştıklarımı görüyorsunuz..Ve sizlerden kendimi ayrı tutmuyorum.Hassas olduğunuz belli..Hani şu sözüm ona;tiyatrocu olan Mehmet Efendi'ye ne kadar merhametle ve ne kadar da korumacı davrandınız..Hele şu Taksim'deki ağaçları hiç söylemeyeceğim.Çünkü onlardan eminim.Başlarında türbanları yok.O yüzden size acınası geldi.Belki Allah Teala'nın yarattığı şu bitki,nimet ki bütün insanlık için büyük değer taşıyor ve nefes almamızı sağlıyor.Ama sizler fikri ne olursa olsun,size göre çağdaşlığı çağrıştırmıyorsa boykot için hemen or'dasınız.

  Şu ağacı da giydirseydik! Mesela ona bir bez parçası ya da eşarp,belki takke taksaydık siz oraya elli yıl uğramazdınız.Din Arapça yayılıyorsa size gerici,bağnaz,beyni örümcekleşmiş görünür.Size göre onlar,bir grup ahmağın da dediği gibi,öcüye de benzer.Ama eğer ki biri ağlama duvarına ellerini koymuş ve başında kipası varsa bir başka biri Hz.Meryem gibi uzunca bir örtüye sahipse yüzünden başka hiçbir yeri gözükmüyorsa bunun adına da rahibe diyorsak anında bunlara sempati duyarız ve onları şöyle tanımlarız:Onlar dini ritüel içindeler.Saygıyı hak ediyorlar.Çünkü iç dünyamızda biz de,sözüm ona,müslümanız.

  Benim anlatmak istediğim;tiyatrolar yıkıldığında ayaklanan,ağaçlar kesildiğinde ülkesini düşmanlara rezil eden,büyük bir çoğunluğu koyun deyişiyle eleştiren,sonra büyük laflar edip;"Biz Atatürkçüyüz!"deyip kendine,zayıflığına,gelişmemişliğine isim bulan sizlerin yeri gelip,"Benim bedenim!" ve "Benim hayatım!"deyip ortalıkta çığırması,bana edepsizce geliyor.Çünkü Allah'ın bu kadar güzel,itinayla yarattığı insan;öldükçe tekrar doğuyorsa mutlaka daha yeniyi,olgun olmayı,çok daha kolay düşünmeyi ve üretmeyi başarabilir.Yani her şeyin var olduğu;her türlü mekanizmanın,gelişmişliğin olduğu bir dünyada düşünmek kolay olsa gerek. *


* Tülay Özdemir

İNSANLIĞIN SESİ / 2


  Ne diyorduk..Evet,Mehmet Efendi'den ve onun berbat İngilizce'sinden bahsediyorduk.Zaten onun da yaptığı,köyünden uzaklaşıp kendini övmekti.Neyse,kısa keseyim.Kaç gündür bakınıyorum;dikkatimi çekti.Bundan birkaç ay önce ortalığı birbirine katanlar,klavyenin gazileri;ateş olsalar,ağızları cürmü kadar laf yapıyor.

  Ağaç ağaç deyip kimisi sosyal medyadan kimisi ellerinde tencerelerle,tabaklarla kimisi sanki zemzemi bulmuş gibi sokaklarda,ulu orta içki şişeleriyle vatanı kurtarmaya kalktı.Siz ilk önce vatandan ziyade yatanı kurtarın.Bir de yapabilirseniz yakanı..Çünkü bastığınız topraklarda şehitlerimizin ayak ve nimete dönüşen kan izleri var.Biraz sıkışınca anında vatansever kesiliyorsunuz.İnsan,biraz düşünse neden yüz senenin içine tıkışıp kaldığımızı anlayabilir.

  Gelişim,çağdaşlık diyorsunuz;sürekli geriye geriye elinizdeki meşaleyi hep aynı kişiye armağan ediyorsunuz.Benim anlamadığım gelişmekten kastınız dış görünüş mü?Ya da gericilikten kastınız giyinmekse soyunmak da bir o kadar çağdaşlık..O halde Havva'nın ve Adem'in bu konuda ilk insan olmamaları gerekirdi.Çünkü onlar giyinme konusunda sanırım biraz acemilerdi.Şimdi soruyorum;giyinen mi gerici soyunan mı?Bu arada,ben kendime bir öz eleştiri yapayım.Mükemmel bir dindar değilim.Ne kadar çaba gösterebiliyorsam o kadar olabiliyorum.Ama en azından şunu gerçekten biliyorum;içinde bulunduğum durum,ortam ve bildiklerim kadar Müslüman'ım.Bu,dini kimliğim..İç dünyama gelirsek benim için her insan iyiyse meleği;kötüyse tabi ki şeytanı çağrıştırır.Yani hiçbir insan dini yüzünden kendini ne iyilik ne de kötülükten alıkoymuştur.Dünyanın neresinde olursa olsun;hiçbir dini,ırkı göz etmeksizin mutlu olana seviniyor ve acı çekene,zulüm görene dua ediyorum.Yani çok şükür;şöyle demiyorum;"Banane.Benim ülkemde olmadık ve canım yanmadıktan sonra beni bağlamaz." 
*

* Tülay Özdemir

İNSANLIĞIN SESİ / 3


  Bana göre insanlık refleks işidir.Yani ayaktayken kalp bağışı yaptırmadıysa kişi;taşlaşmadıysa kafası;yani mutasyona uğramadıysa..Ağaca ağlayabiliyorsa -ota,böceğe- ben inanıyorum;kendisinin resmi bir kuruluş olmadığına..Gözlerini açmasını ve dünyanın neden böyle olduğunu görmesini,bir 'bananecilik furyası'nın kol gezdiğini fark etmesini istiyorum.Yani dua etmek için kan ya da can bağın olması gerekmiyor.Yani şunu görmenizi istiyorum;beyniniz ve kalbinizdeki Havva'ya ve Adem'e tekrar dönün ama önem verdiğiniz ağacın yaprağını giyinmek için değil.Geçmişle geleceğinizi,gelecekle geçmişinizi karıştırmayın.

  Size hayretler içinde imreniyorum.Ne kadar duygusuz,gamsız görünüyorsunuz..Hele bir de Allah-u Ekber deniyorsa işte o zaman sanki şeytan taşlanmışçasına kaçıyorsunuz.Sosyal medyada;özellikle Facebook'taki paylaşımlar gerçekten dikkat çekici..Sanki hiçbir şey yokmuş,dünyada küçük küçük kıyametler kopmuyor,insanlar katledilmiyor ve çoluk çocuk her türlü işkenceye maruz kalmıyormuş gibi;sırf Müslümanlar,sadece Allah diyorlar diye hayatları ellerinden alınıyor!

  Sizler ner'desiniz?Dua ve beddua etmeniz için ağaç mı olmak gerekir?O ağaçlar kimin için var?İnsan,vs. için..Facebook'ta;"Küçükken ekmeği yerde bulunca,onu yerden alıp,nimet diye başımızın üzerine koyup öperdik.."diyor bir paylaşımda ve sonra diyor ki;"Ekmek nimet de insan değil mi?".Ben de soruyorum,hangi insan?Mesela duran,içen,tepelere çıkan,cami basan,iftira atan ve sözüm ona;"Atatürkçüyüm!" deyip bayağı bir şekilde,bahçeliyim,saraylıyım,taşlıyım,vb.,sanki spor taraftarıymış gibi bir 'duruş'u ayaklar altına alan,giyinmesi derme çatma olan bir topluluk mu söylüyor bunu.. 
*

* Tülay Özdemir

İNSANLIĞIN SESİ / 4




   Siz Atatürkçüsünüz.Atatürk peki gençlik derken sizi mi kastediyor?Bir tarifte mi bulunmuş?Robot resminizi mi çizmiş?Bir inanç,sistem,kuruluş,vatan,memleket,vs. sizin tekelinizde mi?Ayrıca ben kendim için söyleyeyim.Kimsenin günahını alamam;ne geçmişte ne gelecekte..Ama körü körüne de emin olamam.Bana hissettirdiği şu söz;yaratılanı severim,Yaradan'dan ötürü..

  Şimdi size soruyorum.Din kardeşlerimiz,dünyanın birçok yerinde şu an yaşama savaşı veriyor.Televizyonlarınız mı bozuk?Gazete bayileriniz iflas mı etti?Elektrikleriniz mi kesildi?İnanın;mum ışığında bile o insanların çığlığı,çaresizliği bir güneş kadar yakıcı!

  Biliyorum,siz de haklısınız..Onlar alabora olmuş;Mehmet olamamış..Onlar er olmuş;Baş olamamış..Or'da Gezi Parkı yok ve ağaçlar da..Çünkü bombalanmış..Zaten her şey sizin için bir tiyatro sahnesi..Sizi duaya çağırıyorum..Zulüm gören insanlar için..Birlik için..Aynaya baktığımızda kendimize saygı duyabilmek için..

  Lütfen dua edelim..Arapça'dan utanıyorsanız Türkçe edin;insanca edin..Allah Teala her türlü sesi algılıyor çünkü..Yeter ki samimi olsun..Allah hepimizin yardımcısı olsun..Ama şu an en çok ihtiyacı olan,zulüm gören,hunharca katledilen;Mısır,Arakan ve Doğu Türkistan'daki,Suriye ve Filistin'deki,vb. insanların ve bununla beraber şu an zulüm gören her türlü canlının Allah yardımcısı olsun..Amin.. 
*

* Tülay Özdemir

12.08.2013

Beynin Küresel Isınması


  İnsanlar;ilk önce beyinlerindeki birtakım ülkeleri,iklim şartlarına göre yaşama hazırlar. Yani insan beyni birçok şeyi içinde barındırır;kuraklık,savaş,yobazlık,belki de soykırım... Ve ona verilmiş en güzel hediye;ihtiyacı belirleyip kuraklıkları nimete çevirmek,savaşları üretime geçirmek,soykırım ve yobazlığın tamamıyla kökünü çürütmek... Ve verimli topraklar gibi,üstünde her türlü pisliği,ölüyü barındırmış olmasına rağmen defalarca,hiç bıkmadan,sürekli kendi içinde canlı kalan ve boş gelip dolu veren bir beyin;aynı topraklar gibi..

  Bize düşen;hayatın ritmini avazı çıktığı kadar bağırarak,isyan ve rahatsız ederek,çığlık çığlığa yaşadığımız bu evrende,kaybettiğimiz o yaşam ritmi... Ve sakinleşmezsek bize gönderilmiş armağanın bir gün gelinip de;"Pardon,yanlış adres!"denilip elimizden alınması belki de ritmin bir parçası...

* Tülay Gümüş

Tereddüt..


  Tereddüt..Siz hiç kendinizi alıp sadece sizlerle dolu bir yere gittiniz mi?Ben ara sıra böyle yapıyorum.Benim seçtiğim mekanlar yine bir sürü ben..Anlamakta zorluk çekmediğim bir sürü ruh..İhtiyacı olan sadece kainatı algılayıp sindirebilmesinde yardımcı olacak onu bir adım geçmiş yaşlı ruhlar..İhtiyacı olan sadece ruhunu şekile sokacak inanç kavramı ve umut..

  Yaşamım son bulana kadar kalabalık
 bir ruh ordusunun içinde ite kaka ilerlemek zorunda olduğum gerçeği..Dedim ya;sindirmek..Bana lazım olan inanç kavramı..Herkes bir şeylere inanır.Ne eksikse onunla tamamlanır.Ayağına basıldığı an kişinin;kişi yanında olması gerekenin ismini çağırır.O benim için yaradandır ya da diğer bir ruh için bilemem..

  Ben dünya denen bu kaosun içinde kendime nefes alabileceğim bir yer arıyorum.Onu defalarca buluyor ve defalarca kaybediyorum.Kalp atışı gibi..Bazen bulduğumu sanıyorum.Belki bana öyle geliyor.Benzetiyorum dünyayı omuzlarımızın üstündeki düşünen gören ve duyan başımıza..Sonra emin oluyorum;bir süre böyle yaşıyorum.Karmakarışık..Biraz öyle,biraz böyle..Gece ve gündüz gibi..Soğuk ve sıcak gibi..Melek ve şeytan gibi,vs..

  Dünya da böyle..Yani ölmedikçe gömülmüyorsun..Yaşıyorsun ve dünya da dönüyor..Küçük ruhlar-kastettiğim olgunlaşmamış-;gözleri açılmadığı sürece fark etmedikçe tereddüt bile etmeden maddenin peşinde..Yani ben seçiyorum,bazen seçiliyorum ve anlıyorum;kaderimizi anladığımız kadar yaşıyoruz ve fark ettiğimiz an kesinlikle sınandığımız andır.Yani küçük bir limon gibi..Sıkılmadıkça oyulmadıkça onun suyunu vermediği gibi..Ve benim ihtiyacım sadece yaradanım..Diliyorum;bundan sonra bana yazacağı roller en kolayları olsun..


* Tülay Gümüş

Analiz..

                             

  Analiz..Yaş kırk beş..Bana hissettirdiği yarı yorgunluk..Hani yolun yarısı derler ya..Hani bedenin yolculuğu yokuş yukarı..Aradığın adres tam da or'daymışçasına ümitlenirsin ya da yorgunluktan göze alamazsın daha fazla yukarı yukarı gitmeyi..

  Ruhum göklere hazır;yürür,uçar,yüzer gibi hisseder.Ama ne yazık ki bedenim ya da bedenimiz ayakları geriye geriye sürterek ruhun çekiştirmesiyle ilerlemeyeçalışır.Bana göre o kadar şey yaşamışımdır ki yeni tanıştığın bir arkadaş gibi ya da henüz tattığım bir gıda gibi..Hissettirdiği tatlı ya da acı yeni bir deneyim..Bunlar hayatıma n'asıl yön vereceğimi,trafikteki lamba ya da güzergahlar gibi,eğer direksiyondaysam dalgın da değilsem adresimi buldurur.Şayet fazla hassassan riyakârlığa,bencillik ve nankörlüğe;bağışıklığın düşükse hep o aynı sesi çıkarırsın.Defalarca yol katedip bir yarış pistinde olduğu gibi çeşitli etapları geçmek zorundasındır.Eğer diğer yarışmacılara kafa yorarsan kendini pistin başında bulursun.

  Bu sadece bir benzetme..Bazen kendinden çıkıp ruhu dinlendirmek duyamadığın seslere dokunmak istersin..Bunu ruhunla yapabilirsin.Bu öyle küçük,minicik ruhların hissedebileceği bir şey değildir.Anlamak ve anlatmak için dinlemek ya da görebilmek ama gözün kapalı..İşte o zaman huzuru bulursun..


* Tülay Özdemir

1.08.2013

Başkaları



  Hiç sordunuz mu kendinize;biz neyiz,neye inanıyoruz,kime benziyoruz,neye bürünüyoruz? Düşün kim olmak istediğini.. İlk önce kendine,sonra başkasına dayat.. İçinde bir sürü başkası varken kime inandırırsın kendini.. Sen bile şaibeliyken 'o'nu kurtarmak ne haddine !

 Tülay Özdemir

8.05.2013

Mutlu gibi..


  Dar bir yoldur o;yanında kimseyi götüremediğin..Anlatsan da anlamaz zaten;aynı yerden vurulmadıkça..Mesela dokunmadıkça ruhuna..Öyle bir zincirdir ki kurtulamazsın kırılmadıkça..Emin de olamazsın;yaşattıklarının bedeli mi bu ya da yaşayacaklarının eziyeti mi..İnanmak öyle kuru kuruya;neye,neden,ne zamanlarla..Umut ya da unut..Kimin um'runda..Ben yaşıyorum,ben yaşatıyorum;benden isteniyor..Ben kımıldamalıyım,kararlar vermeliyim,yasaklar koymalıyım,ileriye bakmalıyım..Kim bilebilir neye güvendiğini ne kadarını bilir ki öteki..Senin anlattığın sadece buzdağının görünen kısmı..

  N'asıl bir yoldur ki bu,yürüdükçe tökezleye tökezleye..Bilmediğin bir adrese,mola vermeden nefes almadan..İnandığın her şey uğruna kaybettiğin yaralanmış kalbe yürümek..Kime hesap soracağını bilmeden hamdetmek şükretmek ezbere..Hissettiğim;sızı,korku,şüphe,kırgınlık,hayal kırıklığı;gerçek olan tecrübe..Öyle değilmiş gibi..Mutlu gibi..Her şey yolunda gibi..Kocaman bir gülümsemeyle hayatı güldür kendine..Ancak saklarsın derinlerdeki müthiş kederi,arkasındaki gizli endişeyi ve dar bir yoldur o;tek kişilik yürümeye devam ettiğin..

22.04.2013

Bumerang


  
  Ne güzel eliyorlar ne de güzel görünüyorlar;hiçbir şey olmamış gibi tertemiz,saf..Timsah gözyaşlarıyla kendilerini bağlıyorlar diğerine..Rahmanı anıyorlar..Herkes birbirinden razı..Etraflarında şakşakçılar..

  En güzeli ne,biliyor musun;onlara biraz zaaflarından söz et ve onları sinirlendir..Sonra seyret;seninle kalıcı mı yoksa geçerken uğramış mı..Onları dene;müsvette mi kalacak ya da güzel bir roman mı olacak..Sabırlı ol ve bekle çünkü bumerang misali;kim kimin haline dönecek..Hele bir de ok yaydan çıkınca o büyük konuşmaların altında bir pire misali ezilmeden..Dadandığı ite dolanıp kaşındırır durur..Hayat işte..Kimine bugün kimine yarın güler ama o var ya yaradan;"O"nu anarlar bolca..İş bu..Belki de yaradanın kulunu anması asıl mesele..Ayırmak kesinlikle şeytan işi eti tırnaktan..Hele ki acı olan tırnağın da dünden razı olması ve kınıyorum ner'den geldiğini unutanları,yatağına melek gibi uzanıp şeytani kalkanları..

25.03.2013

Kendin gibi olma..




  İnsanın başkasından öğreneceğinden çok kendi yaşadıkları ve yaşayacakları en büyük tecrübe ve merak edilen bir şey..Çünkü ben kendimde hiç bilmediğim bir beni keşfediyorum.İnsan hiç yaşamadığı hiçbir fikri olmadığı her bir olayda cahil,ürkek ya da yırtıcı bir kaplan olabiliyor.Aslında hepimiz hayatımızı sorunsuz,huzurla sakin geçirmek niyetindeyiz.Ama yola çıktık bir kere..Kendimiz dışında hayat denen bu yarışta rakibine bakarak onunla oyalanarak onun gelgitleri,tökezlemeleriyle zaman kaybetmemek yarışın kuralı..

  Yani kişi kendi yolunda hedefe kilitlenerek kendi gelişimini ve hayatın ona getirdiklerini kibarca kabul ederek bir gün işe yararcasına bir yere not almalı..Çünkü sayıya vurduğunda yaşamın asgari yetmiş,seksen sene olduğunu düşünürsek sanıyorum,sakin olmakta yarar var.Yılları düşünerek saniyeleri,kısa zamanları heba etmek insanın kendine verdiği en büyük zarar..Yaşam ne zaman son bulur;kesinlikle bilemeyiz.. 


  Bizler değişmiyoruz;değiştirmek istiyoruz..Bugün hepimizin kaygısı var.Kendimize bile itiraf edemediğimiz hep olmasını istediğimiz bir sürü hayallerimiz var.Ama bir türlü beceremiyoruz yetinmeyi..Kendi içimizde kendimizi bile barındıramıyoruz.Kim bilir,kaç kişi ömründe çıldırma noktasına gelmiştir..

  Kendisini ifade edip derdini,sıkıntısını paylaştığında bu diğer bir kişiye çok basit gelebilir.Senin çıldırdığına o talip olabilir.Yani herkesin derdi birbirine farklı gelebilir.Ne de olsa farklı hayatlar,çocukluklar ve mekanlar..Mutlaka etkilenir insan her olaydan ve yaşamdan farklı kişilikler çıkar..


  Ben kendime göre farklıyım.Mutlaka diğeri de öyle..Aynı çiçek bahçesinde renkli,ayrı ayrı kokan çiçekler gibi..Ya da bir meyve misali;büyümek için mevsimini bekleyen..Yapabildiğimi karşımdakinden mutlaka istemek belki de bencillik olur.Çünkü bu fıtrat meselesidir.Yani bir ile ikinin aynı olmadığı gibi..


  Sadece yapabildiğimiz ya da mutlaka yapmamız gereken karşımızdakini gerçekten anlayabilmek..Bunun için çaba göstermek..Bazen;"Kendin gibi ol." deriz ya;aslında öyle değil..Lütfen kendin gibi olma..Çünkü özünde kaba saba,saçma sapan ya da oturmasını kalkmasını bilmeyen birisidir veya birisiyizdir.O yüzden tedbirli olmak her zaman geliştirir..

Üç Harfli




  Ah aşk,sen kimlerin ağzındasın sakız gibi..Anlatılırsın dilden dile..Hele bu zamanda ayaklara paspas..Kimi evladına aşık kimisi sevgiliye kimi mevlaya kimi doğaya..Her ne olursa olsun;aşk çeşit çeşit ama hepsi kendi içinde farklılık gösterir..

  Aşk incitmemek değer vermek onurunu yerlere düşürmemek aşk sevdiğini ele güne rezil etmemek yeri geldiğinde fedakarlık etmek aşk bütünlük demek..Bölük börçük;kaba saba,çirkin kelimelerle anlatılamaz..Aşk iki seveni büyütür..Eğer gerçekse problemleri çözdürür..Yeri gelir,yaratıcılığı çoğaltır;yeri gelir,affeder;yeri gelir,onun için büyük savaş verir..Aşk öyle senin dediğin gibi parçalamak ve yok etmek değildir ya da bencillik,ikiyüzlülük asla..Olduğun gibi..N'asıl bulduysan öyle..Aşk canlı bir duygudur..Kırıldıkça eğilir,eğildikçe sürünür,anlamını yitirir ve alışkanlığa dönüşür..Sevgi yoksa içinde mecburiyete dönüşür ve birbirine hayatı dar eder;kaprisler,çocukca saçmalıklar,lakap takmalar,tahammül edememe ve sonuç hüsran..İte kaka,içi boşalmış bir kalp;zedelenmiş..

  İnsan aşkla kafayı bozmuş ve gelecekte aşkın tanımı arşivlerde kalacak soyu tükenmiş dinazorlar gibi..İnsan sadece hayvani eylemlerini gerçekleştirmek için birbirine ihtiyaç duyacak..Robotik,duygusuz,ruhsuz ve üç harf sembolik bir ödül gibi en çok sevene verilir..Aşk zedelemez,parçalamaz,güvenir,incitmez ve onu korur daima..Yürek işidir,zordur;her yiğidin harcı değildir..Layık olan başarır..Gerçekte başaran Allah aşkını da bulur..

Pembe Gözlük



  Senin gözünle bakmak isterdim dünyaya;lay lay lom..Ey çocuk..Ne kadar eminsin korunacağından..Düşünce kaldırılacağından..Lütfen bana da öğret oynadığın oyunları..Hiçbir şey yokmuş gibi ne bir kaos ne bir savaş..Sen yine de oynarsın oyunlarını çünkü eminsin..Biri seni korur;elin,kanadın olur..Bana da öğret,n'asıl oynarım bir savaşın içindeyken oyunlarımı..Kuralını ben bulamadım.. Pembe gözlüklerimi çoktan kaldırdım..Hatta artık uzakları hayal ederken yakını göremez oldum..N'asıl oluyor,bana anlat;ne oluyor orada..Senin gördüğün benim yine göremediğim..Sen gelecekten geldin;bilirsin..Söyle,hayata umutla bakabilir miyim..Teminat var mı yarına,plan kurabilir miyim..Söyle lütfen,bir gün ben de sen olabilir miyim..İnanabilir miyim tekrar..Yeniden doğabilir miyim..

Yankı




  Hani ırmaklar akar ya;nerelerden geldiği belli olmayan..Geçtiği üstünden ne varsa tadını alır,ulaşır doğaya su misali..Hani henüz ölmedik ya da olmadık..Birbirimizin hayatlarından geçerken hissettirdiğimiz ne varsa yankısıyız onun..Sesi hiç bitmeyen ömür nihayet olana dek..
  Belki de giymek istemediğimiz bir giysi bu..Hani deli misali;kendine ve başkalarına zarar vermesin diye elini kolunu bağlayan bir giysi..İşte o zaman zapt edilip ıslah için gönderilir..Anlayan çabuk şifa bulur;anlamayanın o giysi içinde yaşamı son bulur..Renksiz,ahenksiz,boşluğu dolduran..

Her şeyin başı öteki..





  Hayatta kandırıyoruz.;kandırılıyoruz..Kendimizi,şeklimizi,şemalimizi belirleyen sorunlarla boğuşma hali..Ne anlatıyoruz?N’asıl davranışlar tekrarlıyoruz?Korkuyoruz kendimizden..Anlatıyoruz,devamlı anlatıyoruz..Sürekli ahkâm kesiyoruz..İkinci kişi hep şaibeli;paranoya..Güven duygusu eksik;hep bir başkası suçlu..Daha kolay bu seçim..Daha güzel uyursun,rahatsın çünkü onun suçudur bu..Onun yüzünden olmuştur..Ne olduysa odur her şeyin başı..Daha kolaydır onu suçlamak..İşler iyi giderse onun katkısı yoktur..Kötüyse o suçludur çünkü odur o..
  Hepimiz birbirimize göre oyuz..Birbirimiz üstünde ne kadar etkiliyiz bazen ama fark şu gözden kaçırıyoruz,bizi şu anki biz yapan mutluysak ben;mutsuzsak o dememiz..Bencillik..Hep bir yere ait olma hissi..İzleniyormuşçasına hep tetikte..Samimiyet,modası geçmiş tabu..Kandıralım;kandırılmaya hazır olalım..Yeter ki günü kurtaralım..Uzun vade önemli değil çünkü yine n’asılsa onun suçu olacak..O zaman hayatta etkisiz eleman olmaya devam..Resmi gösteren çerçeve gibi..
        

Seç kendini..



                      

  Boş sözler..Anlamsız,bölük börçük hayaller..Arada sırada seni yoklayan samyeli misali mutluluk..Kim kaybetmiş ki sen bulasın;bulsan da emanet gülücükler..Ne kadar kolay değil mi başkasının üzüldüğünü küçümsemek..Senin üstünde n'asıl dururdu..Belki de üstüne cuk otururdu ama şanslısın bana göre..O kadar gururlusun.Yanmayınca canın ne kadar da deli akar kanın..Ne kadar uzak sana;eminsin kendinden..Sen biliyorsun;hesap kitap net,saltanatın diğerine olmuş illet..Birileri acı çekiyor,birileri ağlıyor;ne kadar anlamsız geçmiş olsun demek..Ona da ne kadar iyi gelir senin boş vaatlerin..O vermeye kıyamadığın zamanından çalamadığın saatlerin..Lütufta bulundunuz;neydiniz,ne oldunuz..Aklınız sıra insanlık görevini yerine getirdiniz..Akıllan..Bir yerlerde hayat bitiyor.Bastığımız toprak ayağımızın altından gidiyor.Görevini yap,görevini yap;parçalan..İnsanlığa yararlı olacağın işte şu an..Vaktini ihtiyacı olana ayır;tatlı söz söyle,mazlumu kayır..Kendine iyilik yap;işe yara,faydalı ol..Sapla samanı karıştırma;üç günlük dünya..Aynaya bak ve sen kendinle dalga geç..Unutma;umursamadıkların senin gelecekteki kendine yapmadığın yatırımların..Bahçede ya bir çimen ya bir ayrık otu ya da onların arasından süzülen gül misali..Seç kendini..Ben öyle yapıyorum..

Tekleyen Hayatlar




  Ne olur,farkında olalım..Hayat kimine göre o kadar uzun ki mutsuzluğun dibine vurmuş yaşamadığı acı kalmamış ama hala gelecekten umudu var.Yaş kemale ermiş beden işlevini yitirmiş ruh teklemekte,algı ara sıra gelmekte,hiçbir ihtiyacını kendi görememekte ve mutlaka birine muhtaç bir yaşam..O bununla denenmekte..Rahman ona verdiği nefesi unutmuşcasına..Başka kullara daima tetikte.."Mevlam ne eyler,eylerse güzel eyler.." diyip onun sırlarına vâkıf olmak akıl kârı değil.Her an hazırlıklı olmak..Ölümün n'asıl,ne zaman ,nerede geleceği belli olmuyor.Yani sırayla değil,bilinmiyor.Üzgünüm her şeyi dert ettiğime..Kaygılarıma üzgünüm..Üzdüklerime değmiyor hayat,değmiyor..Tam da her şeyi yoluna koymuş çocuklar ve gelecek planlar,mutlu günler,hayal ettiği uzun yıllar,çocuklarının mürüvveti,güzel bir aile..Yaşantısını aldığı bir haber altüst eder..Amansız bir hastalık..Doğaya sesleniyorum;ne olur yapma,üzme,ağlatma,kahretme,sinsice içimize girme..Endişelerle yaşadığımız hayatı birbirimize kahrederek geçirtme..Bizi vesveseye boğma..Sevgi..Sevgi..Onu iten nefretle..Şu üç günlük hayatı dar etme;yaşamak isteyeni gönülsüz öldürme.Onun hayalleri var,onun sevenleri var,onun yarım kalan mutlulukları var..Ya Rahman,Ya Rahim..Beni duy..Biz senin kulunuz..Bizi kendimize bırakma..Nefsimize köle etme..Hangisi bizim için hayırlı;biz bilemeyiz,biz hiçiz..Seninle senin ışığınla ancak aydınlanırız..

Hangi bina depremlere sürekli dayanır?



  Yaşadığım hayatı gizli yaşamak isterdim.Düşmanlarım sevinmesin;dostlarım,ailem üzülmesin.Ketum olsaydım;hiç kimse bilmeseydi gülmeden önce taze ağladığımı..Kimine göre hayellerim şımarıkça..Kimine göre yaşantım yok olma sebebi..Ama her şeyin vardır elbet bir sebebi..Ya arkana bakmadan gitmeyi bilmeli ya da razı olmak kaderin umarsızca sana hazırladıklarını sevmeli..Ya Allah diyerek;"Sıkıntı veriyor çünkü beni seviyor.."diye iç çekmeli;sevinmeli..Kazanırsın belki ahireti ya da sorgularsın;"Neden ben?Yaşam ne?Niye geldik?Ne için savaş veriyoruz?Elimizde ne kalacak..Ömür dediğin yarını var mı?Sıkıntılar son mu?Hangi bina sürekli depremlere dayanır?" 

   N'asıl bir temel ki bu;demiri sağlam,kumu öz,yıkılmaz..Tepesinde geceleri yıldızları,nurlu ayı etrafında..N'asıl bir bina ki bu;herkesin muradı,evi,dünyası zekice inşa edilmiş;saf,duru,halis,temiz..N'asıl da anlatılmış dilden dile..Yaşam emredilmiş.Her şey bana kalmış.Benim savaşım elimdekilerle yoluma devam etmek..Duygularım ve mantığım..İstediğim mert bir kader;adaletli..Savaşırım;atik ve çevik..Cesaretim;aldığım nefesim..Ve ben susuyorum;o konuşsun,biz dinleyelim..


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...