açlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
açlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
24.03.2013
Ruhsal Açlık
İnsanoğlunu anlamanın zorluğunu hiç düşündünüz mü?Zorlayıcı,tabulaşmış yasaklar;sonra özgürce girdiği tabularından oluşmuş demir parmaklıklar;kendi kendine yarattığı dünyası..
Bir ziyafet sofrası düşünün;acısından tatlısına her şey olsun istersiniz. Damak tadınız öyle ister;bu midesel bir doyumdur.Sonra hazımsızlık başlar.Çare ararsınız ve giderirsiniz;rahatlarsınız.Bunun gibi vs..Ya ruhsal doyum;onunla nasıl uğraşırsınız?
Şimdi düşünelim:Biz kimiz?Neden dünyadayız?Niçin bize insan deniyor?Oysa bizimle beraber bu dünyayı paylaşan canlı ya da cansız,renkli ya da renksiz gördüğümüz duyduğumuz hissettiğimiz yani algıladığımız her nesne bizimle ortak..Biz kendimizi nereye koyarsak orada yaşam sürmek zorundayız.Karakterimiz seçimlerimizle oluşur ve daha sonra hayatta varlık savaşı diğerleri gibi devam eder.Hiç kimse birbirinden daha üstün değil.Tıpkı parçalanmış bir vazo gibi..
Vazo dedim..Şimdi o kırık vazoyu yapıştırmaya başlayalım.Kırılan parçaları,irili ufaklı;öylece tesadüfen kırılmış taneleri tek tek yapıştıralım.Parçaların hiçbiri birbiriyle aynı değil.Ama yapışmaya başladığında küçük büyük demeden her bir zerreye ihtiyaç duyulur.Bir eksik ya da fazla nesneyi oluşturamaz ve biz onu itinayla yapıştırıp eski haline getirdiğimizde elimizde artık eski vazo vardır.Burada anlatılan önemli detay şudur:Şeklin oluşması için irili ufaklı pek çok parçaya ihtiyaç var.Şöyle de diyebiliriz:Koca bir dağ minik çakıl tanelerinden ve kum fırtınasından oluşur..
Acı ve Tokluk
'Bütün acılara dayanılır,yeter ki ekmeğin olsun.'
Miguel de Cervantes
Yani şöyle diyebilir miyiz o zaman;acı çeken birini,maddi ya da manevi olsun,tedavi etmek için bir lokantaya götürmek yapılan en büyük iyilik olurdu ona.Yemeğe çorbayla başlayıp,sıcak-ara sıcak,sonucunda karnı doyduğunda ne acıdan eser kalırdı ne de kaybettiklerinden;eğer ona insan demeseydik..Ama yazar bana şöyle düşündürdü;yaşamın insanın önüne sunduğu birtakım engeller ve sıkıntılar bireyin paylaşımlarına bağlıdır.Onun sahip olduklarının ve değer verdiklerinin karşılığında sisteminin neye göre hassas olduğu ortaya çıkar.Bu yemek yemek ya da yememek gibi kişisel ihtiyaçlarını görememeye kadar gider.Yani burada maksat kişi acı çektiğinde kendini şu şekilde ifade edebilir:Sosyal hayattan varlığını çekmek içe kapanmak yalnız kalmak onun seçimidir.
İnsanlar acı çektiğinde yemek de dahil onun yararına olan hiçbir ihtiyaca onay vermeyebilir.Çünkü acı her insana göre değişir.Cervantes ekmek demekle şunu da kastetmiş olabilir;'Ekmeği isteyecek kadar yaşam sevincimiz olsun yeter ki.'
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

