26.06.2013

Önemli olan nedir?

           

  Hazır olun ya da olmayın;bir gün sona geleceksiniz.O gün geldiğinde zenginliğiniz,hıncınız,kininiz,öfkeleriniz,hayal kırıklarınız,umutlarınız,tutkularınız,planlarınız ve yapmak istediklerinizin hiçbir önemi kalmayacak..

  Öyleyse önemli olan nedir?Yaşadığımız günlerin değeri neyle ölçülür?

● Önemli olan ne aldığınız değil;ne verdiğinizdir.
● Önemli olan öğrendikleriniz değil;öğrettiklerinizdir.
● Önemli olan doğruluk,dürüstlük,merhamet,fedakarlık ve cesaretle atmış olduğumuz her adımla başka yaşamları zenginleştirmiş olmanızdır.
● Önemli olan yetenekleriniz değil;karakterinizdir.
● Önemli olan diğer insanları yüreklendiren onların sizi takip etmesini sağlayan örnek bir insan olmaktır.
● Önemli olan kaç kişi tanıdığınız değil;siz gittiğinizde ebedi bir yoksunluk hissedecek olan insanların sayısıdır.
● Önemli olan hatıralarınız değil;sizi sevenlerin kalbinde yaşayacak olan hatıralarınızdır.
● Önemli olan ne kadar uzun süre hatırlanacağınız değil;kimler tarafından ne şekilde hatırlanacağınızdır.
● Önemli bir hayat yaşamak rastlantıyla olmaz.
● Önemli olan koşullar değil;seçimlerinizdir.
● Önemli bir hayat yaşamayı seçin..

Michael Josephson

25.06.2013

Sağ ve Sol Beynin Şifreleri



SAĞ VE SOL BEYNİN ŞİFRELERİ 

  Yapılan araştırmalar her geçen gün beyin ile ilgili yeni bilgiler veriyor.Kişinin duygularını tanıması ve beynini doğru yönlendirmesi de giderek önem kazanıyor.

Sol beyin ’eğer’ ve ’fakat’ der.

  Bugün artık biliyoruz ki sol beyin,kelime ve sayılarla ilgilenen sağ beyne nazaran geçmişin üzerinde daha çok duran beyin alanıdır.Bu alanın özellikleri;soğuk,keskin,köşeli,mesafeli ve sert olması katı kurallarının bulunmasıdır.Sol beyin ’eğer’ ve ’fakat’ sözlerini çok kullanır.Bu iki kelime hemen karar vermemeyi ifade eder.Beynin sol tarafı,bir şeyi anlamaya çalışırken aynı zamanda ertelemeye de yatkındır.Ayrıca benmerkezci olma eğilimindedir.Kendisini mutlu edecek şeyleri önemser.Bu sebeple de kendisi önceliklidir.Erkeklerin sol beyinleri baskın çalıştığı için benmerkezci yanları baskındır.Beynin sol kısmı,iradeyi mantıksal olarak kullanır.

Sağ beyin duygusaldır!


  Sol beyin, yeni fikirlere açık değildir. Koruyucu, tutucu ve savunucudur. Oysa sağ beyin farklılıklara gebedir. Deneme yanılmayla karar verir. Duygusal alanlarla ilgili olduğu için istekleri hemen olsun ister. Stratejik düşünmek yerine, taktik bulur. Arzularını ertelemekten hoşlanmaz. Hızlı karar verip harekete geçmek eğilimindedir, acelecidir.

Sol beyin eril;sağ beyin dişildir.


  Sol beyin,yeni fikirlere açık değildir.Koruyucu,tutucu ve savunucudur.Sağ beyin farklılıklara gebedir.Deneme yanılmayla karar verir.Sol beyin sayı ve rakamlarla ilgilenirken sağ beynin ilgi alanı daha çok görsel konulardan ve zevklerden oluşur.Estetik kaygılar sağ beyinde etkilidir.

Sağ beyin sevgiye göre karar verir!



  Sağ beyni baskın çalışan kişiler iradelerine duygularını katarlar.Bir insanla iş yaparken ya da onun hakkında karar verirken kâr-zarar analizi yapmaktan çok,onu sevip sevmediklerini ölçü alırlar.İnsanları analiz ederken;"O beni çok sever." ya da;"Ben onu çok severim." diyerek referanslarının duygu olduğunu belli ederler.

Sağ beyin niyete;sol beyin sürece bakar.



  Sol beyinde niyet önemli değildir.Sürece ve sonuca bakar.Sağ beyin ise niyete göre hareket eder.Sol beyin hayal kurmaz ama sağ beyin hayalcidir.Yine sağ beyin sezgilere çok değer verir.Beyin görüntüleme çalışmalarında sol beynin görsel unsurlara hızlı tepki verdiği ortaya çıkmıştır.Oysa sağ beyin duygusal sayılabilecek uyarılara daha çabuk cevap vermektedir.

Sağ beyin sempatik;ön beyin empatiktir.


  Sol beynin önceliği kendisindeyken sağ beynin önceliği başkalarındadır.Oysa ön beyin,önceliğin kendisinde mi yoksa başkalarında mı olacağını hangi şartta nasıl tercihler yapacağını iyi belirler.Ön beyin empatik düşünür.Mesela;sol beyniyle düşünen bir kimse karşısındakine yol tarif ederken yönleri kendisine göre tarif eder."Sola gideceksin." dediğinde bu sol taraf kendi soludur.Oysa empati yapabilen insan karşı tarafın yönünü dikkate alır.

Sol gerçekleri;sağ beyin duyguları analiz eder.


  Sağ beyin pembe düşler görür.Gerçeklerden uzak hayaller kurmak onun işidir.Sol beyin ise hayali ve sezgileri önemsemez,kullanmaz.Sağ beyin dişil özellikler barındırdığı için sezgisel düşünmeye yatkındır ve sezgilerinde çoğunlukla haklı çıkar.Ön beyin ise sezgileri süzgeçten geçirerek kullanır.Her hissettiğini doğru kabul eden sağ beyne mukabil,ön beyin sezgilerinin doğru olup olmadığını anlamaya çalışır.Sol beyin gerçekleri,sağ beyin duyguları,ön beyin ise doğruları analiz eder ve öncelik verir.

Sol beyinde erkeksi özellikler baskın!



  Sağ beyin duygusal kararlar verdiği için bu kararları inanarak vermek ister.Sol beyin,inanamasa da karar vermekten yanadır.Sol beyin tekil ve erildir.Yani erkeksi özellikleri baskındır.Sağ beyin ise çoğulcudur ve dişil özellikleri vardır.Sol beyin anlamaya çalışırken sağ beyin hissetmek için uğraşır.Sol beyin karşılaştığı olaylarda çıkarı doğrultusunda tepkiler verirken sağ beyin sempatik bir bakışıyla yaklaşır.Yani kendini hemen olaya kaptırır.Sağ beyni baskın çalışan kimse,birisi ağladığı zaman onunla beraber ağlar.Kendisinden çok başkalarını mutlu etmeye uğraşır.Kadınlarda bu özelliğe sık rastlanır,kadınların şefkat duyguları yoğundur ve iyi annelik yaparlar.

Prof.Dr. Nevzat Tarhan

23.06.2013

Karma



  Her insan,doğumdan itibaren belirli bir 'karma';belirli insan ve olaylar ile çevrilmiştir.Ve doğasına,eğitimine,zevk ve alışkanlıklarına uygun olarak dışarıdaki şeylere,insanlara ve olaylara karşı bir tutum benimser.Kişinin tutumu değişmeden kaldığı sürece,insanlar,şeyler ve olaylar da değişmeden kalır -yani mevcut karmasına uygun olarak.Eğer 'karma'sından memnun değilse yeni ve bilinmeyen bir şey istiyorsa sahip olduklarına karşı tutumunu değiştirmelidir ve ondan sonra yeni olaylar gelecektir.

 Maurice Nicoll

21.06.2013

Kendini olabildiğince çok sev..



İyice tanımadan hiçbir insana asla bağlanmayın;
acı çeken hep siz olursunuz.
Sizin varlığınızı dikkate almayanı siz hiç almayın…
Konuşmayanla asla konuşmayın…
Güvenmediğiniz biriyle asla dostluk kurmayın…
Yalanını yakaladığınız kişinin düzelebileceğini düşünmeyin…
İnsanlara doğru değer verin ve hak etmeyenleri silin…
Kimseye yalvarmayın ve karşısında asla ezik olmayın…
Sır tutmasını çok iyi bilin…
Dostlarınızın,her şeyden daha önemli olduğunu unutmayın..
Hak ettiğiniz sevgiyi alamadığınız zaman, asla kendinizi üzmeyin;sorunun siz olmadığını bilin…
Sizi sevenlerle kullananları iyi ayırt edin…
Sizi dinleyip anlama niyeti olmayanlarla asla tartışmayın..
Kendinize saygınızın yitirmenize neden olacak hiçbir şey yapmayın..
Gözyaşlarınızın değerini bilin ve onları 
hak etmeyenler için asla harcamayın...
Kendinizi olabildiğince çok sevin…

Nisim Sigura

17.06.2013

Paul Anka & Papa


Dahilerin Siyaseti


  Sana o kadar çok şey anlatmak istiyorum ki ama sen o engin bilginle tenezzül edip beni anlamazsın.Sen bilgi yumağısın.Haşa,kusura bakma;sen diyorum,edepsizlik ediyorum.İzliyorum,dinliyorum,okuyorum naçizane.Yanlış anlama,haddimize mi..Ne yaparsak yapalım;senin gibi yüksek okul bitiremedik.E biz de karınca kararınca sizin de yüksek müsaadenizle bir iki söz söyleyelim.Tabi yine yanlış anlama;en iyi sen bilirsin,sen analiz edersin.Tabi senin işin bu.Her konuda doktora yaptın.Masterlar falan filan..Psikoloji,din;her türlü kavramı senden iyi kimse bilemez.Sen öyleysen dindarsındır.Karşındaki öyle değilse yobazdır.Belki de dini siyasete alet ediyordur.Tabi sen bundan eminsin.Çünkü her yerde gözün,kulağın var.Her yerden haberdarsın.Tabi biz yine cahilce düşünüp ne yapacağımızı bilemedik sizin yüksek müsaadenizi almadan..

  Bitmedi ama ben de bir cahillik yapacağım..Ne yapacağım,biliyor musun?Koyunlara katılacağım.Senden ilham aldım.Beni yüreklendirdin.Karar vermemi sağladın.Senin deyiminle çoban var,koyun var.E kaval da sensin herhalde..Ama ben seni kırmak istemiyorum çünkü koyunların başında belki de iyi bir çoban var.Gerçekten kurt olup ya bağırsakları bozarsın ya da kurt olup ağzında salyayla havanı alırsın.

  Ama ben ümit ediyorum;sen o engin bilgilerini komşundan,bolca gözlük kullanan arkadaş sandığın bilgelerden alıyorsun.Sadece sana tavsiyem,hiçbir şeye bu kadar tapma;bu kadar da kendinden emin olma.Ne de olsa insanız.Minik bir hikayedeki gibi:


  Adam ahaliyle padişaha gidecektir.Ahali,adama gaz verir ve onu sözcü tayin eder.Sarayın kapısına gelirler.Tabi arkada büyük bir kalabalıkla kapıya vurur.Ve padişahın huzuruna çıkar.Padişah derdinin ne olduğunu sorar.Ve adam tam da padişahın hayvanlarının tarlaları ziyan ettiğini söyleyecektir."Biz düşündük ki.."diyerek söze başlar.Padişah da ona;"Siz mi?Ötekiler nerede?"diye sorar ve adam arkasına bakar,kimse yok.İçinden bir cinlik gelir.Söyleyeceklerini tersine çevirir.Der ki;"Padişahım!Ahali dedi ki,padişahın hayvanları tarlalarımıza iyi geldi;biraz daha göndersin de mutlu olalım.".Ve adam anlar..Ve adam olan anlar;anlar mısın?

16.06.2013

Dünyayı bulduğundan daha iyi bir şekilde bırakabilmek..


Kim iyi yaşadıysa yani çok gülüp fazla sevildiyse
kim zeki insanların saygısını kazandıysa
kim yuvasını kurup görevini yaptıysa
kim bir sanat eseriyle güzel bir şiirle veya insanlara örnek olan bir ruh 
üstünlüğüyle bir eser verdiyse
kim dünyayı bulduğundan daha iyi bir şekilde bırakabildiyse
kim başkalarında en iyiyi arayıp onlara kendinde olan en iyiyi verebildiyse
kimin hayatı insanlara ilham veriyorsa
kimin izleri ardından şükranla izleniyorsa işte o kişi başarılı olmuştur..

Bessie Anderson Stanley

15.06.2013

Ömür Dediğin



Farkında olmalı insan..

Kendisinin,hayatın,olayların;

gidişatın farkında olmalı.

Farkı fark etmeli;fark ettiğini de fark ettirmemeli bazen..

Bir damlacık sudan nasıl yaratıldığını fark etmeli.

Anne karnına sığarken dünyaya neden sığmadığını

ve en sonunda bir metre karelik yere

nasıl sığmak zorunda kalacağını fark etmeli.

Şu çok geniş görünen dünyanın,

ahirete nispetle anne karnı gibi olduğunu fark etmeli.

Henüz bebekken; 'Dünya benim!' dercesine

avuçlarının sımsıkı kapalı olduğunu

ölürken de aynı avuçların;

'Her şeyi bırakıp gidiyorum işte!' dercesine apaçık kaldığını fark etmeli.

Ve kefenin cebinin bulunmadığını fark etmeli.

Baskın yeteneğini fark etmeli sonra.

Azrailin her an sürpriz yapabileceğini

nasıl yaşarsa öyle öleceğini fark etmeli insan

ve ölmeden evvel ölebilmeli.

Hayvanların yolda,kaldırımda,çöplükte ama kendisinin

güzel hazırlanmış mükellef bir sofrada yemek yediğini fark etmeli.

Eşref-i Mahlûkat (yaratılmışların en güzeli) olduğunu fark etmeli.

Ve ona göre yaşamalı.

Gülün hemen dibindeki dikeni;

dikenin hemen yanı başındaki gülü fark etmeli.

Evinde dörk kedi,iki köpek beslediği halde

çocuk sahibi olmaktan korkmanın mantıksızlığını fark etmeli.

Eşine; 'Seni çok seviyorum!' demenin

mutluluk yolundaki müthiş gücünü fark etmeli.

Dolabında asılı yirmi beş gömleğinin sadece üçünü giydiğini

ama arka sokaktaki komşusunun o beğenilmeyen

gömleklere muhtaç olduğunu fark etmeli.

Zenginliğin ve bereketin,

sofradayken önünde biriken ekmek kırıntılarını yemekte

gizlendiğini fark etmeli..

Fark etmeli..

Ömür dediğin üç gündür..

Dün geldi,geçti;yarın meçhuldür..

O halde ömür dediğin bir gündür;

o da bugündür..



Can YÜCEL

12.06.2013

Sağlık İçin 10 Küçük Tüyo



  Büyük Sağlık Sorunlarını Önlemek İçin 10 Küçük Değişiklik

   Sağlık sorunlarını önceden bilmek imkansız ama sağlıklı bir hayat yaşamak da bizim elimizde.Bu makalede;basit,küçük değişimlerle ciddi sağlık sorunlarına çareler anlatılacaktır.

   Mümkün olduğunca spor yapın ve beslenmenize özen gösterin. Diyeti zayıflamak için değil;beslenme biçimi olarak benimseyin.İşte 10 akıllıca öğüt:



1. Daha sık diş ipi kullanın.Dişlerinizi bastırmadan günde en az 2 kere fırçalayın.Mutlaka günde en az 1 kere diş ipi ile diş aralarını temizleyin.Ağız içi bakterilerini önler ve temizler ve genel sağlığı da etkiler.Plak ve bakteriler sadece fırçalamayla geçmeyebilir.Diş sorunları diyabet,hipertansiyon ve erken doğum nedeni olabilir.

2
 .   Gün içinde 2-3 saat aralıklarla yiyin.Aç kalmamaya özen gösterin.Açlık grevine girmeyin.Metabolizmanızı canlı tutun.Üç ana öğün ve iki ara öğün yeterlidir.Ayrıca aşırı acıkma ve yeme ihtimalini de öldürür.Yağsız ve kaslı bir vücut için böyle beslenin.

3. 
Kahvenizi evde yapın.Dışarıdaki kahvelerde binlerce kalori olabilir.Hem sağlıksız hem maddi açıdan yüktür.Yağlanmaya sebep olur.Şekersiz ve kremasız bir fincan kahveyi evde hazırlayıp için.

4. 
Pedometre kullanın.Spor yaparken ne kadar hareket ettiğinizi bilmek sizi motive eder.Adım ölçer denilen bu alet ile kaç kalori yaktığınızı daha kolay hesaplarsınız.Eğlenceli aktif egzersizler için idealdir.2000 adım bir mil ile eşdeğerdir.Fiziksel ve ruhsal sağlığı etkiler.

5. 
Rahat egzersiz giysilerinizi giyin.Eşofman veya şort atlet ile rahat hareket edilebilecek kıyafetler edinin.Sporda bunları giyin.Motive eder.Uyku kıyafetiyle değil;dış mekan kıyafetleriyle spora çıkın.

6. 
Kegel hareketleri yapın.4 kadından biri idrar kaçırma gibi birçok sağlık sorunundan muzdarip.Kegel egzersizleri kasları terbiye eder ve çalıştırır.Pelvik taban kaslarını harekete geçirir.Kadınsal hastalıkları büyük oranda en aza indirir.

7. 
Kendinize kompliman yapın.Kendinizi şımartın ve kendinize vakit ayırın.Vücut kusurlarınızla mutlu olmaya çalışın.Kendinizden emin olun ve kendinizle gurur duyun.Özgüven yerinde olsun.Yeteneklerinizi keşfedin ve insanlara gösterin.Sıcak bir banyo,piyano çalmak konsere gitmek gibi eğlenceli ve dinlendirici şeylere yönelin.

8. 
D vitamini düzeylerinizi kontrol ettirin.Kan testi yaptırın.Temel vitamin düzeyiniz düşükse tedavi görün veya destek ilaçları alın.Kanser sebebi olabilir ve enerjiyi düşürür.Nörolojik sorunların da nedeni olabilir.

9. 
Yulaf ezmesinden yararlanın.Özellikle sabah kahvaltısında yulaflı gevrek tüketin.Tok tutar ve enerji verir.İşlenmiş lif içerir ve sağlık verir.

10.
Akşam yemeğinde klasik müzik dinleyin.Hoş ve yavaş bir müzik fondayken mutlu olursunuz.Hem yavaş yemeyi de sağlar.Sağlıklı sindirim edilebilen bir öğünle günü kapatın.

Alıntı

10.06.2013

Öfkeni Gevşet



 ÖFKE KONTROLÜNDE EN ETKİLİ YÖNTEM

 Daha iyi iletişim

  Öfkeli insanlar genellikle düşünmeden yargılama ve bu yargıları yönünde davranma eğilimindedirler.Bu yargılar da bazen çok gerçek dışı olabilmektedir. Eğer çok elektrikli bir tartışma içine girdiyseniz ilk yapacağınız şey;yavaşlayıp gösterdiğiniz tepkileri gözlemek olmalıdır.Aklınıza gelen ilk şeyi söylemeyin,yavaşlayın ve asıl söylemek istediğinizi düşünün.Aynı anda karşınızdakinin de söylediklerini duymaya ve anlamaya çalışın.Hemen cevap vermeyin.

  Öfkenizin altında ne yattığını da anlamaya çalışın.İnsanın eleştirildiği zaman savunmaya geçmesi doğaldır ama siz de saldırıya geçip savaşmayın.Onun yerine söylenenlerin altında yatanı bulmaya asıl söylenmek isteneni dinlemeye çalışın.Ya da belki o ortamdan biraz uzaklaşıp rahatlamak isteyebilirsiniz.Ama kendinizin ya da karşınızdakinin öfkesinin kontrolden çıkmasına izin vermeyin.Sükúnetinizi korumanız durumun raydan çıkıp bir felakete dönüşmesini engelleyecektir.

 Mizah kullanın.

  
  Mizah,çeşitli yollarla öfkenizin yoğunluğunun azalmasına yardımcı olabilir.Her şeyden önce daha dengeli bir bakış açısı sağlar.Birine öfkelenip de belli sıfatlarla etiketler takmaya başladığınızda bir an durun ve o insanın gerçekten o “şey” ya da “öyle” olduğunu düşünün.Bu sahneyi gözünüzün önüne getirin.

  Örneğin birine;“muşmula” ya da “odun kafalı” gibi sıfatlarla saldırdığınızda o kişiyi gerçekten bir muşmulaymış ya da odundan bir kafası varmış gibi hayal edin ve gündelik işlerini o şekilde yaptığını gözünüzün önüne getirin.Eğer karşınızdaki insanı benzettiğiniz şeyin ne olduğunu düşünerek kafanızda gerçekten öyleymiş gibi bir resim çizebilirseniz öfkenizin azalmaya başladığını göreceksiniz.Çünkü mizah sırasında yaşanılan duygularla öfkenin bir arada bulunması mümkün değildir.

  Öfkesi çok yoğun olan kişinin davranışlarının altındaki temel mesaj;“Her şey benim istediğim gibi olmalı!” dır. Öfkeli insanlar kendilerinin ahlaken haklı ve doğru olduklarına inanırlar.Planlarını değiştirmelerine ya da engellenmelerine yol açan her türlü olay/durum,onlar için dayanılmaz bir aşağılanma gibi algılanır.Kendilerinin bu şekilde sıkıntı yaşamamaları gerektiğini düşünürler.Belki başka insanlar sıkıntı çekebilirler ama onlar değil!

  Kendinizde de buna benzer bir duyguyu yakalarsanız kendinizi tüm caddelerin,dükkanların,resmi dairelerin sahibi olan bir tanrı ya da tanrıça gibi hayal edin.Tüm insanların sizin önünüzde eğildiğini eteğinizi öptüğünü düşünün.Bu hayali görüntülere ne kadar ayrıntı koyarsanız ne kadar talepkàr olduğunuzu ve ne kadar mantık dışı davrandığınızı o kadar iyi anlayacaksınız.Ayrıca durum ve olayların gerçekte ne kadar önemsiz olduğunu da farkedeceksiniz.

  Mizah kullanırken iki noktada çok dikkatli olmak gerekir:


* Öncelikle mizah kullanmanın, sorunlarınızı gülerek geçiştirmek demek olmadığını tersine onlarla yapıcı bir şekilde yüzleşebilmeniz demek olduğunu bilmelisiniz.

* İkincisi de mizah kullanayım derken alaycı ve aşağılayıcı mizaha başvurmaktan kaçınmalısınız.Çünkü bu da sağlıksız öfke ifadesinin bir başka yoludur.

 Çevrenizi değiştirmek

  
  Bazen,sinirlenip öfkelenmemize yol açan “şeylerin” yakın çevremizde olduğunu farkederiz.Sorunlar ve sorumluluklar üzerinize öylesine yıkılır ki düştüğünüz tuzağa ve o tuzağı temsil eden insanlara karşı öfke ile kavrulursunuz.

  Biraz ara verin.Gün içinde özellikle stresli olacağını bildiğiniz saatlerde,sadece kendiniz için kullanacağınız bir zaman ayırın.Örneğin çalışan bir anne,eve geldiğinde kendisine ayıracağı bir 15 dakikalık süre olursa çocuklarının isteklerine,parlamadan daha iyi yanıt verebilir.


 Uzm.Psktr.Dr.İnci Bekci

6.06.2013

Kaos

   Düşünüyorum,düşünüyorum;dünya ne kadar tuhaf..Hele şu ara bütün dünyada olduğu gibi devlete sürekli karşı çıkmak ya da yöneticiye..Mesela Ata'ya ya da ana,babaya yani kaçınılmaza..Oysa zamanı gelmeden hiçbir şey rengini değiştirmez.Yılan gibi..Belki doğum gibi..Zamanı gelmeden mevsim gibi..Üzülmeden ağlamak gibi;gibi gibi..

   Nacizane kendim olarak hiçbir kaosun içinde bulunmak istemedim.Kendi içimde direndiğim beni de aşan zorlayan sıkıştıran zaaflar gibi..Sürtünmedikçe yontulmadıkça azalmadıkça ya da çoğalmadıkça hiçbir şey gerçek anlamda şekil almıyor ya da benim penceremden öyle görünüyor.Tabi ki at gözlüğü takmıyorum.Pembe gözlük de..Ama bir yakın gözlüğüm var.Çünkü bazen bir şeyi görmek için uzaklaşmak gerek.Tepeden bakmak..Herkesin gerçek anlamda dünya ve yaşam ortağına yani birlikte yaşamak zorunda olduğu yanındaki diğer şahıslara kendini ispat etmek kendine biraz daha yer açmak için fazlaca rahatsız edip örseleyip sonra da buna hak demek bilerek ya da bilmeyerek ondan bundan duyarak ya da o işin içinde olduğundan ortalığı kızıştırarak yaşamak bunu yaparken bir de haz almak çok da hoş değil..



   Ben bir ırkçı değilim.Aşırı dinci değilim.Aşırı milliyetçi değilim.Ben hümanistim.Ya da ben benim..Resmi bir kuruluş değilim.Sadece bu da değil;ben varsam gerektiği içindir.O da şu da belki sen de..Şu birkaç satırım sana anlamsız gelebilir ama eğer okuyorsan benim etrafımdaysan etrafında olmamı istiyorsan sana dokunduruyorsam değerlisin.Ama bundan hoşnut olmadıysan seni geriyorsam hiç düşünme;uzaklaş.Çünkü sen de bana dokunduruyorsun.Bu bir alışveriş..İnsani bir şey..Ama kötü tarafı şu: Hiç kimse her şeyi bilemez,hissedemez ve bildiklerinden bu kadar da emin olamaz.İşte ben bu yüzden hiçbir konuda aşırı değilim.Neden,biliyor musun çünkü yanılabilirim.Çünkü ben insanım.Kendimi ifade edebilirim.Çünkü ben anlamaktan hatta seni anlamaktan hiçbir zaman gocunmam.Ama tek bir şey isterim.Kabalaşmadan içindeki fanatizmi;sempatik bir şekilde eşit ölçülerde herkese vermelisin.Yok,yanılır;bunu yapmazsan ilk önce kendin,sonra çevren ve bütün evren de beraber kötü enerjinden etkilenir..

   Aslında sen de haklısın.Belki ben de haklıyım.Ama bu geminin dümenini kırdığında sen ve içindekiler okyanusun dibinde kaybolur.Ben iyi niyet güdüyorum.Hüsn-ü zanda bulunuyorum.Sizler aslında bizsiniz..Bizler ise tabi ki siz..Demek ki o zaman biz bir kavimiz.Her kavim hak ettiği liderler tarafından yönetilir.Ama iyi ama kötü..

   İnşallah hepimiz için en iyisi olsun..Ve insanlar daha fazla birbirine zarar vermesin..Ve hasetçiler daha fazla sevinmesin.. 

4.06.2013



  Her 'aydınlığı' yangın sanıp söndürmeye koşan zavallı insanlarım: Karanlığa o kadar alışmışsınız ki yıldızlar bile rahatsız ediyor sizi! 

 Cemil Meriç
  Yeryüzündeki şartların düzelmesi,sadece bilimsel buluşlardan çok ahlaklı bir yaşama düzeninin gerçekleşmesine bağlıdır.

Albert Einstein - Eğitim Üzerine Makaleler'den

1.06.2013

İkinci El İnsan



  Çoğumuz ikinci el insanlar haline geldik.Okuyoruz,üniversiteye gidiyoruz,büyük oranda bilgi biriktiriyoruz.Bu bilgiler başka insanların düşündüklerinden ve söylediklerinden oluşuyor.Topladığımız bilgileri başkalarının söyledikleriyle kıyaslıyoruz.Orijinal hiçbir şey yok.Yalnızca tekrar ediyoruz,tekrar ediyoruz,tekrar ediyoruz.Ve biri bize;"Düşünce nedir,düşünmek nedir?" diye sorduğunda yanıt veremiyoruz.

Jiddhu KRSİHNAMURTİ
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...