24.09.2013

Gülümseyerek Ağlamak



  Eğer kaçamıyorsan ve başkalarına bağımlıysan gülümseyerek ağlamayı öğreniyorsun.

 Mar Adentro Filminden

12.09.2013

Yanlış Anlaşılmak Üzere İhtimaller

  Düşündüğünüz,söylemek istediğiniz,söylediğinizi sandığınız,söylediğiniz;karşınızdakinin duymak istediği,duyduğu,anlamak istediği ile anladığını sandığı,anladığı arasında farklar vardır.

  Dolayısıyla insanların birbirini yanlış anlaması için en az dokuz ihtimal var.

Sylviane Herpin

8.09.2013

İnsan Sevgim ve Yalnızlık




  Benim insan sevgim,başkasının duygusunu paylaşmakta değil;paylaştığım duyguya katlanabilmektir. 
Benim insan sevgim,sürekli bir kendimi yeniştir. Ama ben yalnızlık olmadan edemem. Yalnızlık... Yani iyileşme,kendine dönüş;özgür,hafif,esinen bir havayı solumak... *

* Friedrich Nietzsche & Ecco Homo

Suzanne Vega & Tom's Diner



5.09.2013

Zıt Kutuplar

                

Sadece güller değil, dikenler de var; sadece tatlı değil, acı anlar da var... 
Tatlı her zaman acı ile dengelenir, onlar her zaman aynı oranda gelir. 
Güller dikenlerle günler gecelerle kışlar yazlarla dengelenir... 
Hayat zıt kutuplar arasındaki dengeyi korur... 
Onu tüm kederleriyle ve tüm sarhoş edici zevkleriyle yaşa; her ikisi de senindir... *

* OSHO

26.08.2013

Mutsuz insan;mutlu gibi insan..

               
 
  İzliyorum. Görüyorum. Birbirinden hoşnut olmayan insanların çeşitli yüzleriyle hiçbir şey olmamış gibi,sırf zaman geçirmek için birbirlerine yaptıkları serenatlar,sanki birbirleri için fışkıran pozitif enerji... Beni bayağı düşündürüyor.

  Ben biraz deli,eserekli biraz da sizin anlamayacağınız şekilde merhametli olabilirim. Bazen değişik hamleler de yapabilirim. Her insanda olduğu gibi konuşmama hakkımı kullanıp aleyhimde delil bırakmak istemem. Benden memnun ve benimle sohbeti sıcak olan arkadaşlarım,zaman zaman samimi bulmadığım sıkıntılar yaratıyor. Ben kendi çapımda,içinde bulunduğum alışılagelmiş sıkıntılarımın içinde kendi kendime bir yol arıyorum. Bazen isyan bazen hamt ediyorum. Herkesin kendine göre taşıyabileceği sıkıntılar olabilir. Kimse kimsenin sıkıntısını çok fazla önemsemeyebilir. Ama yakın arkadaşlarım ve akrabalarım hayatımızın başlangıcına baksın. Gerçekten emin olduğum;iskeletime kadar samimi,benliğim kadar içten,yaşadığım kadar gerçekçi olmaya çalıştığım... Zaman zaman bir araya gelip beni çekiştirebilir,benimle dalga geçebilirsiniz. Bunları ben izin verdiğim için yapabilirsiniz.

  Kendinizi anlatma çabanız,kimilerine sıkıcı gelebilir. Benim için her insan;tasvip etmediğim davranışlarda ve kişilikte olmuş olsa bile,eğer benden küçücük bir fikir,tavsiye ya da samimi değilse zaman geçirmek için hayatıma girmek istiyorsa bunu yapabilir. Ben ona rest çekemem. Karakterim ölçüsünde uzaklaşma hakkımı kullanırım. Tabiatıyla bir sorunlar zincirinin içindeyim. Birtakım çare bulma ya da karar alma aşamasında hiç kimseyle eğlenemem,hiçbir şey yokmuş gibi sürekli alışılmış acıya ortak olamam. 


  Dedim ya;benim hakkımda konuşup benimle dalga geçebilir,eğlenebilirsiniz. Ben izin verdiğim için... Soru şu;n'asıl izin verdim? Beni görmen için gözlük takmana,duyman için kulak kabartmana;ona buna sormana,başka bir Tülay aramana gerçekten lüzum yok. Dedim ya,bir kere hayatıma girdiysen bu koşulsuz olmuştur. Çünkü maddeciliği,vb. her şeyi yola çıktığımda,kendimi fark ettiğimde başlangıçta bıraktım. Çok doğal,insancıl şeyler... Ama insan hayatta öyle şeyler yaşıyor,taşıyor,duyuyor ki onlarla baş ederken bu saçma egoların yanımda olması mümkün değil;çünkü hayat öyle sarsıyor ki üstümden birer birer kendiliğinden döküldüler. Ama bazen şunu hissediyorum:Biraz ikiyüzlü davransam olmadığım gibi,karşımdakinin benim gibi olmadığını düşünüp empati yapmasam ne gerek var;mutsuz insan,mutlu gibi insan..

  Her insanda olan bu saydığım çirkin meziyetler,artık benim için bir anlam taşımıyor. Belli bir yaşa geldim. Ergenlik ve biraz üstü düşünceler bunlar. Siz hala bunları yanınızda tutuyor musunuz? Yoksa hala o kadar sarsılmadınız mı? Onlar hala sizden dökülmediler mi? Hala geçmişle yaşayıp gelecekteki kendinizden ne bekliyorsunuz? Birbirinizi sevmiyorsanız bu şakşakçılık neden? Neden hiçbir şey olmamış gibi iltifatlar,iltifatlar?.Şundan emin olun ki size ne hissettiriyorsam ben oyum.Peki siz ne hissettiriyorsanız o musunuz? *


* Tülay Özdemir

23.08.2013

Satılık Ruh

         image

  Satılık ruhlar kol geziyor... Kimi bir ideolojiye kimi arzularına kimisi menfaatlerine kimisi de günübirlik savaşlara satılık... Hissediyor musunuz şöyle derin derin? Düşüncelerinizi duyabileceğiniz bir mekan arzuluyor musunuz? Yoksa düşünmüyor musunuz? "Düşünülmüşü var fazlasıyla.."deyip beyninizi boşuna yormuyor musunuz? Kesin rahatladınız. Şöyle içinizden bir oh çektiniz. Prangalarınızdan kurtulduğunuza bayram,kutlama,vs...

  Anlamıyor insan;hissettiğimiz mutluluklar,hiç sevmediğimiz sıkıntıların ürünü. Gerçekten anlamıyor,belki de kolayımıza geliyor sağır numarası yapmak... Kırmışız,dökmüşüz;silmişiz. Sözüm ona,elimizdekileri korumak adına... Anlamamışız bir türlü;küçücük bir fidan bile yerini bulup;güneşini,suyunu almadan serpilmez. Aklımız sıra incinmişiz. Haklılık uğruna reddetmişiz gerçeği... Hepimiz çekilmişiz kendi kabuğumuza... Batan geminin malları bunlar,dercesine elimize ne geçtiyse sahiplenip şekil vermişiz. Sonra bencilce,benlik duygusuyla;" Ben yaptım! "," Benim eserim! "... Öyle pişkin pişkin,yüzümüzde zavallı bir gülücükle bir bütün olmayı asla becerememişiz.

  Şimdi soruyorum;muhatabı kimse... Ey doğa! İhanet sana mı? Üstünde her türlü nimetle karşıladığın güzelliği;ince ince,nakış nakış sunduğun ruhlara bu kadar verici olurken,geri dönüşümü olur mu,diye sordun mu hiç kendine? Ruhların doğaya nankörlüğü... Aldıkları,hiç vermediklerinden kat kat fazla... Yine soruyorum;bu kadar nankörlüğe,vurdumduymazlığa karşı n'asıl da gözleri kör bakarken,sen köşende oturup fıtratın gereği yağmurlarını yağdırır,şimşeklerini çaktırırsın? Sonra durulup kapılarını;bir türlü giymemiş,giyinememiş ruhlara yine sonuna kadar açarsın.

  Hangi arzu,istek yumurtadan çıkıp kabuğunu paramparça etmeye değer? Pişkin ruhlar..

  Ama onlar ner'de? Lay lay lom depresyonda.. *


* Tülay Özdemir

15.08.2013

İNSANLIĞIN SESİ / 1



  Sizi fazla yormak istemem.Ama eğer İslam dinine aitseniz ya da pardon,insana değer veriyorsanız bu gerçekten beni düşündürdü.Hiç derdim yokmuş gibi ister istemez paylaştıklarınızı görüyorum ve mutlaka siz de benim paylaştıklarımı görüyorsunuz..Ve sizlerden kendimi ayrı tutmuyorum.Hassas olduğunuz belli..Hani şu sözüm ona;tiyatrocu olan Mehmet Efendi'ye ne kadar merhametle ve ne kadar da korumacı davrandınız..Hele şu Taksim'deki ağaçları hiç söylemeyeceğim.Çünkü onlardan eminim.Başlarında türbanları yok.O yüzden size acınası geldi.Belki Allah Teala'nın yarattığı şu bitki,nimet ki bütün insanlık için büyük değer taşıyor ve nefes almamızı sağlıyor.Ama sizler fikri ne olursa olsun,size göre çağdaşlığı çağrıştırmıyorsa boykot için hemen or'dasınız.

  Şu ağacı da giydirseydik! Mesela ona bir bez parçası ya da eşarp,belki takke taksaydık siz oraya elli yıl uğramazdınız.Din Arapça yayılıyorsa size gerici,bağnaz,beyni örümcekleşmiş görünür.Size göre onlar,bir grup ahmağın da dediği gibi,öcüye de benzer.Ama eğer ki biri ağlama duvarına ellerini koymuş ve başında kipası varsa bir başka biri Hz.Meryem gibi uzunca bir örtüye sahipse yüzünden başka hiçbir yeri gözükmüyorsa bunun adına da rahibe diyorsak anında bunlara sempati duyarız ve onları şöyle tanımlarız:Onlar dini ritüel içindeler.Saygıyı hak ediyorlar.Çünkü iç dünyamızda biz de,sözüm ona,müslümanız.

  Benim anlatmak istediğim;tiyatrolar yıkıldığında ayaklanan,ağaçlar kesildiğinde ülkesini düşmanlara rezil eden,büyük bir çoğunluğu koyun deyişiyle eleştiren,sonra büyük laflar edip;"Biz Atatürkçüyüz!"deyip kendine,zayıflığına,gelişmemişliğine isim bulan sizlerin yeri gelip,"Benim bedenim!" ve "Benim hayatım!"deyip ortalıkta çığırması,bana edepsizce geliyor.Çünkü Allah'ın bu kadar güzel,itinayla yarattığı insan;öldükçe tekrar doğuyorsa mutlaka daha yeniyi,olgun olmayı,çok daha kolay düşünmeyi ve üretmeyi başarabilir.Yani her şeyin var olduğu;her türlü mekanizmanın,gelişmişliğin olduğu bir dünyada düşünmek kolay olsa gerek. *


* Tülay Özdemir

İNSANLIĞIN SESİ / 2


  Ne diyorduk..Evet,Mehmet Efendi'den ve onun berbat İngilizce'sinden bahsediyorduk.Zaten onun da yaptığı,köyünden uzaklaşıp kendini övmekti.Neyse,kısa keseyim.Kaç gündür bakınıyorum;dikkatimi çekti.Bundan birkaç ay önce ortalığı birbirine katanlar,klavyenin gazileri;ateş olsalar,ağızları cürmü kadar laf yapıyor.

  Ağaç ağaç deyip kimisi sosyal medyadan kimisi ellerinde tencerelerle,tabaklarla kimisi sanki zemzemi bulmuş gibi sokaklarda,ulu orta içki şişeleriyle vatanı kurtarmaya kalktı.Siz ilk önce vatandan ziyade yatanı kurtarın.Bir de yapabilirseniz yakanı..Çünkü bastığınız topraklarda şehitlerimizin ayak ve nimete dönüşen kan izleri var.Biraz sıkışınca anında vatansever kesiliyorsunuz.İnsan,biraz düşünse neden yüz senenin içine tıkışıp kaldığımızı anlayabilir.

  Gelişim,çağdaşlık diyorsunuz;sürekli geriye geriye elinizdeki meşaleyi hep aynı kişiye armağan ediyorsunuz.Benim anlamadığım gelişmekten kastınız dış görünüş mü?Ya da gericilikten kastınız giyinmekse soyunmak da bir o kadar çağdaşlık..O halde Havva'nın ve Adem'in bu konuda ilk insan olmamaları gerekirdi.Çünkü onlar giyinme konusunda sanırım biraz acemilerdi.Şimdi soruyorum;giyinen mi gerici soyunan mı?Bu arada,ben kendime bir öz eleştiri yapayım.Mükemmel bir dindar değilim.Ne kadar çaba gösterebiliyorsam o kadar olabiliyorum.Ama en azından şunu gerçekten biliyorum;içinde bulunduğum durum,ortam ve bildiklerim kadar Müslüman'ım.Bu,dini kimliğim..İç dünyama gelirsek benim için her insan iyiyse meleği;kötüyse tabi ki şeytanı çağrıştırır.Yani hiçbir insan dini yüzünden kendini ne iyilik ne de kötülükten alıkoymuştur.Dünyanın neresinde olursa olsun;hiçbir dini,ırkı göz etmeksizin mutlu olana seviniyor ve acı çekene,zulüm görene dua ediyorum.Yani çok şükür;şöyle demiyorum;"Banane.Benim ülkemde olmadık ve canım yanmadıktan sonra beni bağlamaz." 
*

* Tülay Özdemir

İNSANLIĞIN SESİ / 3


  Bana göre insanlık refleks işidir.Yani ayaktayken kalp bağışı yaptırmadıysa kişi;taşlaşmadıysa kafası;yani mutasyona uğramadıysa..Ağaca ağlayabiliyorsa -ota,böceğe- ben inanıyorum;kendisinin resmi bir kuruluş olmadığına..Gözlerini açmasını ve dünyanın neden böyle olduğunu görmesini,bir 'bananecilik furyası'nın kol gezdiğini fark etmesini istiyorum.Yani dua etmek için kan ya da can bağın olması gerekmiyor.Yani şunu görmenizi istiyorum;beyniniz ve kalbinizdeki Havva'ya ve Adem'e tekrar dönün ama önem verdiğiniz ağacın yaprağını giyinmek için değil.Geçmişle geleceğinizi,gelecekle geçmişinizi karıştırmayın.

  Size hayretler içinde imreniyorum.Ne kadar duygusuz,gamsız görünüyorsunuz..Hele bir de Allah-u Ekber deniyorsa işte o zaman sanki şeytan taşlanmışçasına kaçıyorsunuz.Sosyal medyada;özellikle Facebook'taki paylaşımlar gerçekten dikkat çekici..Sanki hiçbir şey yokmuş,dünyada küçük küçük kıyametler kopmuyor,insanlar katledilmiyor ve çoluk çocuk her türlü işkenceye maruz kalmıyormuş gibi;sırf Müslümanlar,sadece Allah diyorlar diye hayatları ellerinden alınıyor!

  Sizler ner'desiniz?Dua ve beddua etmeniz için ağaç mı olmak gerekir?O ağaçlar kimin için var?İnsan,vs. için..Facebook'ta;"Küçükken ekmeği yerde bulunca,onu yerden alıp,nimet diye başımızın üzerine koyup öperdik.."diyor bir paylaşımda ve sonra diyor ki;"Ekmek nimet de insan değil mi?".Ben de soruyorum,hangi insan?Mesela duran,içen,tepelere çıkan,cami basan,iftira atan ve sözüm ona;"Atatürkçüyüm!" deyip bayağı bir şekilde,bahçeliyim,saraylıyım,taşlıyım,vb.,sanki spor taraftarıymış gibi bir 'duruş'u ayaklar altına alan,giyinmesi derme çatma olan bir topluluk mu söylüyor bunu.. 
*

* Tülay Özdemir

İNSANLIĞIN SESİ / 4




   Siz Atatürkçüsünüz.Atatürk peki gençlik derken sizi mi kastediyor?Bir tarifte mi bulunmuş?Robot resminizi mi çizmiş?Bir inanç,sistem,kuruluş,vatan,memleket,vs. sizin tekelinizde mi?Ayrıca ben kendim için söyleyeyim.Kimsenin günahını alamam;ne geçmişte ne gelecekte..Ama körü körüne de emin olamam.Bana hissettirdiği şu söz;yaratılanı severim,Yaradan'dan ötürü..

  Şimdi size soruyorum.Din kardeşlerimiz,dünyanın birçok yerinde şu an yaşama savaşı veriyor.Televizyonlarınız mı bozuk?Gazete bayileriniz iflas mı etti?Elektrikleriniz mi kesildi?İnanın;mum ışığında bile o insanların çığlığı,çaresizliği bir güneş kadar yakıcı!

  Biliyorum,siz de haklısınız..Onlar alabora olmuş;Mehmet olamamış..Onlar er olmuş;Baş olamamış..Or'da Gezi Parkı yok ve ağaçlar da..Çünkü bombalanmış..Zaten her şey sizin için bir tiyatro sahnesi..Sizi duaya çağırıyorum..Zulüm gören insanlar için..Birlik için..Aynaya baktığımızda kendimize saygı duyabilmek için..

  Lütfen dua edelim..Arapça'dan utanıyorsanız Türkçe edin;insanca edin..Allah Teala her türlü sesi algılıyor çünkü..Yeter ki samimi olsun..Allah hepimizin yardımcısı olsun..Ama şu an en çok ihtiyacı olan,zulüm gören,hunharca katledilen;Mısır,Arakan ve Doğu Türkistan'daki,Suriye ve Filistin'deki,vb. insanların ve bununla beraber şu an zulüm gören her türlü canlının Allah yardımcısı olsun..Amin.. 
*

* Tülay Özdemir

12.08.2013

Beynin Küresel Isınması


  İnsanlar;ilk önce beyinlerindeki birtakım ülkeleri,iklim şartlarına göre yaşama hazırlar. Yani insan beyni birçok şeyi içinde barındırır;kuraklık,savaş,yobazlık,belki de soykırım... Ve ona verilmiş en güzel hediye;ihtiyacı belirleyip kuraklıkları nimete çevirmek,savaşları üretime geçirmek,soykırım ve yobazlığın tamamıyla kökünü çürütmek... Ve verimli topraklar gibi,üstünde her türlü pisliği,ölüyü barındırmış olmasına rağmen defalarca,hiç bıkmadan,sürekli kendi içinde canlı kalan ve boş gelip dolu veren bir beyin;aynı topraklar gibi..

  Bize düşen;hayatın ritmini avazı çıktığı kadar bağırarak,isyan ve rahatsız ederek,çığlık çığlığa yaşadığımız bu evrende,kaybettiğimiz o yaşam ritmi... Ve sakinleşmezsek bize gönderilmiş armağanın bir gün gelinip de;"Pardon,yanlış adres!"denilip elimizden alınması belki de ritmin bir parçası...

* Tülay Gümüş

Tereddüt..


  Tereddüt..Siz hiç kendinizi alıp sadece sizlerle dolu bir yere gittiniz mi?Ben ara sıra böyle yapıyorum.Benim seçtiğim mekanlar yine bir sürü ben..Anlamakta zorluk çekmediğim bir sürü ruh..İhtiyacı olan sadece kainatı algılayıp sindirebilmesinde yardımcı olacak onu bir adım geçmiş yaşlı ruhlar..İhtiyacı olan sadece ruhunu şekile sokacak inanç kavramı ve umut..

  Yaşamım son bulana kadar kalabalık
 bir ruh ordusunun içinde ite kaka ilerlemek zorunda olduğum gerçeği..Dedim ya;sindirmek..Bana lazım olan inanç kavramı..Herkes bir şeylere inanır.Ne eksikse onunla tamamlanır.Ayağına basıldığı an kişinin;kişi yanında olması gerekenin ismini çağırır.O benim için yaradandır ya da diğer bir ruh için bilemem..

  Ben dünya denen bu kaosun içinde kendime nefes alabileceğim bir yer arıyorum.Onu defalarca buluyor ve defalarca kaybediyorum.Kalp atışı gibi..Bazen bulduğumu sanıyorum.Belki bana öyle geliyor.Benzetiyorum dünyayı omuzlarımızın üstündeki düşünen gören ve duyan başımıza..Sonra emin oluyorum;bir süre böyle yaşıyorum.Karmakarışık..Biraz öyle,biraz böyle..Gece ve gündüz gibi..Soğuk ve sıcak gibi..Melek ve şeytan gibi,vs..

  Dünya da böyle..Yani ölmedikçe gömülmüyorsun..Yaşıyorsun ve dünya da dönüyor..Küçük ruhlar-kastettiğim olgunlaşmamış-;gözleri açılmadığı sürece fark etmedikçe tereddüt bile etmeden maddenin peşinde..Yani ben seçiyorum,bazen seçiliyorum ve anlıyorum;kaderimizi anladığımız kadar yaşıyoruz ve fark ettiğimiz an kesinlikle sınandığımız andır.Yani küçük bir limon gibi..Sıkılmadıkça oyulmadıkça onun suyunu vermediği gibi..Ve benim ihtiyacım sadece yaradanım..Diliyorum;bundan sonra bana yazacağı roller en kolayları olsun..


* Tülay Gümüş

Analiz..

                             

  Analiz..Yaş kırk beş..Bana hissettirdiği yarı yorgunluk..Hani yolun yarısı derler ya..Hani bedenin yolculuğu yokuş yukarı..Aradığın adres tam da or'daymışçasına ümitlenirsin ya da yorgunluktan göze alamazsın daha fazla yukarı yukarı gitmeyi..

  Ruhum göklere hazır;yürür,uçar,yüzer gibi hisseder.Ama ne yazık ki bedenim ya da bedenimiz ayakları geriye geriye sürterek ruhun çekiştirmesiyle ilerlemeyeçalışır.Bana göre o kadar şey yaşamışımdır ki yeni tanıştığın bir arkadaş gibi ya da henüz tattığım bir gıda gibi..Hissettirdiği tatlı ya da acı yeni bir deneyim..Bunlar hayatıma n'asıl yön vereceğimi,trafikteki lamba ya da güzergahlar gibi,eğer direksiyondaysam dalgın da değilsem adresimi buldurur.Şayet fazla hassassan riyakârlığa,bencillik ve nankörlüğe;bağışıklığın düşükse hep o aynı sesi çıkarırsın.Defalarca yol katedip bir yarış pistinde olduğu gibi çeşitli etapları geçmek zorundasındır.Eğer diğer yarışmacılara kafa yorarsan kendini pistin başında bulursun.

  Bu sadece bir benzetme..Bazen kendinden çıkıp ruhu dinlendirmek duyamadığın seslere dokunmak istersin..Bunu ruhunla yapabilirsin.Bu öyle küçük,minicik ruhların hissedebileceği bir şey değildir.Anlamak ve anlatmak için dinlemek ya da görebilmek ama gözün kapalı..İşte o zaman huzuru bulursun..


* Tülay Özdemir

8.08.2013

Niçin nilüfer?


  Niçin nilüfer?Çünkü nilüferin sembolik bir önemi vardır:O,çamurun içinde yetişir.O bir dönüşüm sembolüdür..Çamur pistir,belki kokuyordur; nilüfer hoş kokular yayar ve o kokuşmuş çamurun içinden çıkar.Tam olarak aynı şekilde hayat da kokuşmuş çamurdur ama bir nilüfer olma olasılığı orada gizlidir.Kendi içindeki bilinmeyeni bilmeden başka hiç kimseyi tanıyamazsın.O insanın esrarını çözmek için tek yol,kendi esrarını çözmektir.Gizli katların arkasında başka katlar gizlidir, insan sonsuzluktur.Kendi içinde ne kadar derine inersen bütün bir varoluşta,ayrıca başkalarında da o kadar derine inersin çünkü öz birdir.Çeperse milyonlarcadır oysa öz tektir..

Osho

Yalnız kaldığında özgürsün..


  İnsan sadece yalnız kalabildiği sürece bütünüyle kendisi olur: Demek ki yalnızlığı sevmeyen özgürlüğü de sevmez çünkü insan ancak yalnız kaldığında özgürdür.Baskı,her toplumun ayrılmaz arkadaşıdır.

Arthur Schopenhauer - Yaşam Bilgeliği Üzerine Aforizmalar

7.08.2013

Fransızların Gözünden 1964 Yılı İstanbul'u..


Fırsatlar


 Alıngan olmak yerine algılamayı öğrenmemiz gerektiğinde eleştiri geldiğinde küsüp bozulmak yerine bunun kendimizi düzeltmek için bir fırsat olabileceğini düşünmeye alışmalıyız.


Patricia MURADİ


5.08.2013

Hayata Anlam Kat

  
  Hayat senin için önceden hazırlanmış değildir.Sen yarattığın hayatı yaşarsın;ona ne koyarsan onu alırsın.Önce ona anlam katmak zorundasın.Ona renk, müzik ve şiir katmalısın.Ancak o zaman yaşıyor olursun.

OSHO

Al Bano & Romina Power : Sharazan


Tutamaklar


Dünyada hepimiz sallantılı,korkuluksuz bir köprüde yürür gibiyiz..
Tutunacak bir şey olmadı mı insan yuvarlanır..
Tramvaylardaki tutamaklar gibi..Uzanır tutunurlar..
Kimi zenginliğine tutunur;kimi müdürlüğüne;kimi işine,sanatına..

Çocuklarına tutunanlar vardır..
Herkes kendi tutamağının en iyi,en yüksek olduğuna inanır..

Yusuf Atılgan

1.08.2013

Başkaları



  Hiç sordunuz mu kendinize;biz neyiz,neye inanıyoruz,kime benziyoruz,neye bürünüyoruz? Düşün kim olmak istediğini.. İlk önce kendine,sonra başkasına dayat.. İçinde bir sürü başkası varken kime inandırırsın kendini.. Sen bile şaibeliyken 'o'nu kurtarmak ne haddine !

 Tülay Özdemir

Yaşamıyoruz..



 Yaşamıyoruz..
  Resimlerimiz,fotoğraflarımız kadar yaşamıyoruz.
  Mendilimiz,gömleğimiz kadar yaşamıyoruz.Bir sigara kağıdını şu masaya koy,üstüne bir taş bırak,kapıları kapa ve git ! Üç yüz sene sonra gel,yerinde bulursun.Belki sararmış;belki buruşmuş fakat yine o.Bir sigara kağıdı kadar yaşamıyoruz.Kefenimizden evvel çürüyoruz.
  Duyuyorum ! Kulak ver;sen de duyarsın.Toprak altında milyarlarca kurdun;çıtır çıtır dut yapraklarını yiyen milyarlarca ipek böceği gibi milyarlarca ölüyü yediğini duyuyorum.

NECİP FAZIL KISAKÜREK

26.07.2013

Arınan Çamur


  Çamurlu su,doğada kat ettiği yol sayesinde arınır.İnsan,yaşamının önüne çıkardıkları sayesinde kemale erer.Sürekli eylem sayesinde en hareketsiz hale kendiliğinden erişilir. 

Lao Tzu

22.07.2013

Marc Almond & Something's Gotten Hold Of My Heart


Tebessüm


  Bir yüzün güzelliği tebessümde yatar diye düşünüyorum.Eğer gülümseme yüzü daha da çekici kılıyorsa o güzel bir yüzdür.Eğer tebessüme rağmen yüz aynı kalıp değişmiyorsa sıradan bir yüzdür.Eğer tebessüm güzelliği bozuyorsa o yüz çirkindir.

 Tolstoy / Çocukluk

Yeniden



  Ne kazandığın başarılarda takılı kal ne de hatalarında ısrar et.
  Bunların yerine yeniden başla;şimdinin her değerli anında yeniden başla.


N. Donald Walsch 

10.07.2013

Dosta Dostça Davranmak

                         

    İnsanlar,bağışlandıklarında arsızlaşan bu yüzden onlara yumuşak ve sevecen davranılamayan çocuklara benzerler.Bir dostun ödünç alma isteğini reddetmekle o kişiyi yitirmeyiz ama ödünç istediği şeyi ona vermekle onu çok kolayca yitirebiliriz;bunun gibi,bir dosta karşı gururlu ve onu biraz ihmal edici bir biçimde davranarak onu yitirmeyiz ama ona karşı çok fazla dostça ve kibar davranırsak onu yitiririz çünkü bu davranışımız onu küstah ve katlanılmaz kılacaktır.



 Çıkar İlişkileri - Arthur Schopenhauer

5.07.2013

Zihin ve Kalp El Ele




  Akıl eğiterek zeka elde edilemez.Daha doğrusu,kişi zihinsel ve duygusal olarak uyum içinde davranırsa zeka ortaya çıkar.

  Akıl ile zeka arasında büyük fark vardır.Akıl, düşüncenin duygudan bağımsız olarak çalışmasıdır.Akıl, duyguyu hesaba katmaksızın belirli yönde eğitilirse kişinin engin bir zihin gücü olabilir ama zekası yoktur çünkü zekada hem hissetmek hem de muhakeme için içsel bir yetenek vardır;zekada her iki yetenek de yoğun biçimde ve uyum halinde eşit olarak bulunur.

  Çağdaş eğitim,aklı geliştiriyor;sevgi ve şefkatin uyumunu dikkate almadan birçok yaşam açıklaması yapıyor,birçok kuram sunuyor.Böylelikle çatışmadan kaçmak için kurnaz ve usta zihinler geliştirmişiz;sonunda bilim insanları ve filozofların açıklamaları ile tatmin oluyoruz.

  Zihin-akıl bu sayısız açıklamadan memnun ama zeka değil çünkü anlayış ve eylem için zihnin ve kalbin tam birliği gerekli..

Jiddu Krishnamurti

Kendinle Savaşma;Barış..



  Sen sürekli kendinle savaşıyorsun çünkü sana kendinle ilgili çok aptalca fikirler verildi.Sen ya doğanı,doğa ile olan rahatlığını ya da binlerce yıllık şartlanmışlığını seçmek zorundasın.
  
  Keyif lanetlendi,ciddi olmamak lanetlendi,oyuncu olmak lanetlendi.İnsanlığın tamamı mutlak bir ciddiyete dönüştü ve ciddiyet psikolojik bir rahatsızlıktır.O daha derinlere sızabilir ve ruhunu bile hasta edebilir.Oysa ki dünyada ciddi olmayı gerektirecek hiçbir şey yoktur. 
  
 Osho

2.07.2013

Kartallar ve İnsanlar



  Kartal,kuş türleri içinde en uzun yaşayanıdır.70 yıla kadar yaşayan kartallar vardır.Ancak bu yaşa ulaşmak için 40 yaşındayken çok ciddi ve zor bir karar vermek zorundadır.
  
  Kartalın yaşı 40′a vardığında pençeleri sertleşir,esnekliğini yitirir ve bu nedenle de beslenmesini sağladığı avlarını kavrayıp tutamaz duruma gelir.Gagası uzar ve göğsüne doğru kıvrılır.Kanatları yaşlanır ve ağırlaşır.Tüyleri kartlaşır ve kalınlaşır.

  Artık kartalın uçması iyice zorlaşmıştır.Dolayısıyla kartal burada iki seçimden birini yapmak zorundadır;ya ölümü seçecektir ya da yeniden doğuşun acılı ve zorlu sürecini göğüsleyecektir.

  Bu yeniden doğuş süreci 150 gün kadar sürecektir.

  Bu yönde karar verirse kartal bir dağın tepesine uçar ve orada bir kaya duvarda, artık uçmasına gerek olmayan bir yerde yuvasında kalır.Bu uygun yeri bulduktan sonra kartal gagasını sert bir şekilde kayaya vurmaya başlar.En sonunda kartalın gagası yerinden sökülür ve düşer.Kartal,bir süre yeni gagasının çıkmasını bekler.Gagası çıktıktan sonra bu yeni gaga ile pençelerini yerinden söker ve çıkarır.Yeni pençeleri çıkınca kartal bu kez eski kartlaşmış tüylerini yolmaya başlar.5 ay sonra kartal,kendisine 20 yıl veya daha uzun süreli bir yaşam bağışlayan meşhur yeniden doğuş uçuşunu yapmaya hazır duruma gelir.

  Kendi yaşamımızda sık sık bir yeniden doğuş süreci yaşamak zorunda kalırız.Zafer uçuşunu sürdürmek için bize acı veren eski alışkanlıklarımızdan,geleneklerimizden ve anılarımızdan kurtulmak zorundayız.

  Ancak geçmişin gereksiz safrasından kurtulduğumuzda deneyimlerimizin yeniden doğuşumuzun getireceği olağanüstü sonuçlarından tam olarak yararlanabiliriz.

 National Geographic & Kartallar ve İnsanlar 

26.06.2013

Önemli olan nedir?

           

  Hazır olun ya da olmayın;bir gün sona geleceksiniz.O gün geldiğinde zenginliğiniz,hıncınız,kininiz,öfkeleriniz,hayal kırıklarınız,umutlarınız,tutkularınız,planlarınız ve yapmak istediklerinizin hiçbir önemi kalmayacak..

  Öyleyse önemli olan nedir?Yaşadığımız günlerin değeri neyle ölçülür?

● Önemli olan ne aldığınız değil;ne verdiğinizdir.
● Önemli olan öğrendikleriniz değil;öğrettiklerinizdir.
● Önemli olan doğruluk,dürüstlük,merhamet,fedakarlık ve cesaretle atmış olduğumuz her adımla başka yaşamları zenginleştirmiş olmanızdır.
● Önemli olan yetenekleriniz değil;karakterinizdir.
● Önemli olan diğer insanları yüreklendiren onların sizi takip etmesini sağlayan örnek bir insan olmaktır.
● Önemli olan kaç kişi tanıdığınız değil;siz gittiğinizde ebedi bir yoksunluk hissedecek olan insanların sayısıdır.
● Önemli olan hatıralarınız değil;sizi sevenlerin kalbinde yaşayacak olan hatıralarınızdır.
● Önemli olan ne kadar uzun süre hatırlanacağınız değil;kimler tarafından ne şekilde hatırlanacağınızdır.
● Önemli bir hayat yaşamak rastlantıyla olmaz.
● Önemli olan koşullar değil;seçimlerinizdir.
● Önemli bir hayat yaşamayı seçin..

Michael Josephson

25.06.2013

Sağ ve Sol Beynin Şifreleri



SAĞ VE SOL BEYNİN ŞİFRELERİ 

  Yapılan araştırmalar her geçen gün beyin ile ilgili yeni bilgiler veriyor.Kişinin duygularını tanıması ve beynini doğru yönlendirmesi de giderek önem kazanıyor.

Sol beyin ’eğer’ ve ’fakat’ der.

  Bugün artık biliyoruz ki sol beyin,kelime ve sayılarla ilgilenen sağ beyne nazaran geçmişin üzerinde daha çok duran beyin alanıdır.Bu alanın özellikleri;soğuk,keskin,köşeli,mesafeli ve sert olması katı kurallarının bulunmasıdır.Sol beyin ’eğer’ ve ’fakat’ sözlerini çok kullanır.Bu iki kelime hemen karar vermemeyi ifade eder.Beynin sol tarafı,bir şeyi anlamaya çalışırken aynı zamanda ertelemeye de yatkındır.Ayrıca benmerkezci olma eğilimindedir.Kendisini mutlu edecek şeyleri önemser.Bu sebeple de kendisi önceliklidir.Erkeklerin sol beyinleri baskın çalıştığı için benmerkezci yanları baskındır.Beynin sol kısmı,iradeyi mantıksal olarak kullanır.

Sağ beyin duygusaldır!


  Sol beyin, yeni fikirlere açık değildir. Koruyucu, tutucu ve savunucudur. Oysa sağ beyin farklılıklara gebedir. Deneme yanılmayla karar verir. Duygusal alanlarla ilgili olduğu için istekleri hemen olsun ister. Stratejik düşünmek yerine, taktik bulur. Arzularını ertelemekten hoşlanmaz. Hızlı karar verip harekete geçmek eğilimindedir, acelecidir.

Sol beyin eril;sağ beyin dişildir.


  Sol beyin,yeni fikirlere açık değildir.Koruyucu,tutucu ve savunucudur.Sağ beyin farklılıklara gebedir.Deneme yanılmayla karar verir.Sol beyin sayı ve rakamlarla ilgilenirken sağ beynin ilgi alanı daha çok görsel konulardan ve zevklerden oluşur.Estetik kaygılar sağ beyinde etkilidir.

Sağ beyin sevgiye göre karar verir!



  Sağ beyni baskın çalışan kişiler iradelerine duygularını katarlar.Bir insanla iş yaparken ya da onun hakkında karar verirken kâr-zarar analizi yapmaktan çok,onu sevip sevmediklerini ölçü alırlar.İnsanları analiz ederken;"O beni çok sever." ya da;"Ben onu çok severim." diyerek referanslarının duygu olduğunu belli ederler.

Sağ beyin niyete;sol beyin sürece bakar.



  Sol beyinde niyet önemli değildir.Sürece ve sonuca bakar.Sağ beyin ise niyete göre hareket eder.Sol beyin hayal kurmaz ama sağ beyin hayalcidir.Yine sağ beyin sezgilere çok değer verir.Beyin görüntüleme çalışmalarında sol beynin görsel unsurlara hızlı tepki verdiği ortaya çıkmıştır.Oysa sağ beyin duygusal sayılabilecek uyarılara daha çabuk cevap vermektedir.

Sağ beyin sempatik;ön beyin empatiktir.


  Sol beynin önceliği kendisindeyken sağ beynin önceliği başkalarındadır.Oysa ön beyin,önceliğin kendisinde mi yoksa başkalarında mı olacağını hangi şartta nasıl tercihler yapacağını iyi belirler.Ön beyin empatik düşünür.Mesela;sol beyniyle düşünen bir kimse karşısındakine yol tarif ederken yönleri kendisine göre tarif eder."Sola gideceksin." dediğinde bu sol taraf kendi soludur.Oysa empati yapabilen insan karşı tarafın yönünü dikkate alır.

Sol gerçekleri;sağ beyin duyguları analiz eder.


  Sağ beyin pembe düşler görür.Gerçeklerden uzak hayaller kurmak onun işidir.Sol beyin ise hayali ve sezgileri önemsemez,kullanmaz.Sağ beyin dişil özellikler barındırdığı için sezgisel düşünmeye yatkındır ve sezgilerinde çoğunlukla haklı çıkar.Ön beyin ise sezgileri süzgeçten geçirerek kullanır.Her hissettiğini doğru kabul eden sağ beyne mukabil,ön beyin sezgilerinin doğru olup olmadığını anlamaya çalışır.Sol beyin gerçekleri,sağ beyin duyguları,ön beyin ise doğruları analiz eder ve öncelik verir.

Sol beyinde erkeksi özellikler baskın!



  Sağ beyin duygusal kararlar verdiği için bu kararları inanarak vermek ister.Sol beyin,inanamasa da karar vermekten yanadır.Sol beyin tekil ve erildir.Yani erkeksi özellikleri baskındır.Sağ beyin ise çoğulcudur ve dişil özellikleri vardır.Sol beyin anlamaya çalışırken sağ beyin hissetmek için uğraşır.Sol beyin karşılaştığı olaylarda çıkarı doğrultusunda tepkiler verirken sağ beyin sempatik bir bakışıyla yaklaşır.Yani kendini hemen olaya kaptırır.Sağ beyni baskın çalışan kimse,birisi ağladığı zaman onunla beraber ağlar.Kendisinden çok başkalarını mutlu etmeye uğraşır.Kadınlarda bu özelliğe sık rastlanır,kadınların şefkat duyguları yoğundur ve iyi annelik yaparlar.

Prof.Dr. Nevzat Tarhan

23.06.2013

Karma



  Her insan,doğumdan itibaren belirli bir 'karma';belirli insan ve olaylar ile çevrilmiştir.Ve doğasına,eğitimine,zevk ve alışkanlıklarına uygun olarak dışarıdaki şeylere,insanlara ve olaylara karşı bir tutum benimser.Kişinin tutumu değişmeden kaldığı sürece,insanlar,şeyler ve olaylar da değişmeden kalır -yani mevcut karmasına uygun olarak.Eğer 'karma'sından memnun değilse yeni ve bilinmeyen bir şey istiyorsa sahip olduklarına karşı tutumunu değiştirmelidir ve ondan sonra yeni olaylar gelecektir.

 Maurice Nicoll

21.06.2013

Kendini olabildiğince çok sev..



İyice tanımadan hiçbir insana asla bağlanmayın;
acı çeken hep siz olursunuz.
Sizin varlığınızı dikkate almayanı siz hiç almayın…
Konuşmayanla asla konuşmayın…
Güvenmediğiniz biriyle asla dostluk kurmayın…
Yalanını yakaladığınız kişinin düzelebileceğini düşünmeyin…
İnsanlara doğru değer verin ve hak etmeyenleri silin…
Kimseye yalvarmayın ve karşısında asla ezik olmayın…
Sır tutmasını çok iyi bilin…
Dostlarınızın,her şeyden daha önemli olduğunu unutmayın..
Hak ettiğiniz sevgiyi alamadığınız zaman, asla kendinizi üzmeyin;sorunun siz olmadığını bilin…
Sizi sevenlerle kullananları iyi ayırt edin…
Sizi dinleyip anlama niyeti olmayanlarla asla tartışmayın..
Kendinize saygınızın yitirmenize neden olacak hiçbir şey yapmayın..
Gözyaşlarınızın değerini bilin ve onları 
hak etmeyenler için asla harcamayın...
Kendinizi olabildiğince çok sevin…

Nisim Sigura

17.06.2013

Paul Anka & Papa


Dahilerin Siyaseti


  Sana o kadar çok şey anlatmak istiyorum ki ama sen o engin bilginle tenezzül edip beni anlamazsın.Sen bilgi yumağısın.Haşa,kusura bakma;sen diyorum,edepsizlik ediyorum.İzliyorum,dinliyorum,okuyorum naçizane.Yanlış anlama,haddimize mi..Ne yaparsak yapalım;senin gibi yüksek okul bitiremedik.E biz de karınca kararınca sizin de yüksek müsaadenizle bir iki söz söyleyelim.Tabi yine yanlış anlama;en iyi sen bilirsin,sen analiz edersin.Tabi senin işin bu.Her konuda doktora yaptın.Masterlar falan filan..Psikoloji,din;her türlü kavramı senden iyi kimse bilemez.Sen öyleysen dindarsındır.Karşındaki öyle değilse yobazdır.Belki de dini siyasete alet ediyordur.Tabi sen bundan eminsin.Çünkü her yerde gözün,kulağın var.Her yerden haberdarsın.Tabi biz yine cahilce düşünüp ne yapacağımızı bilemedik sizin yüksek müsaadenizi almadan..

  Bitmedi ama ben de bir cahillik yapacağım..Ne yapacağım,biliyor musun?Koyunlara katılacağım.Senden ilham aldım.Beni yüreklendirdin.Karar vermemi sağladın.Senin deyiminle çoban var,koyun var.E kaval da sensin herhalde..Ama ben seni kırmak istemiyorum çünkü koyunların başında belki de iyi bir çoban var.Gerçekten kurt olup ya bağırsakları bozarsın ya da kurt olup ağzında salyayla havanı alırsın.

  Ama ben ümit ediyorum;sen o engin bilgilerini komşundan,bolca gözlük kullanan arkadaş sandığın bilgelerden alıyorsun.Sadece sana tavsiyem,hiçbir şeye bu kadar tapma;bu kadar da kendinden emin olma.Ne de olsa insanız.Minik bir hikayedeki gibi:


  Adam ahaliyle padişaha gidecektir.Ahali,adama gaz verir ve onu sözcü tayin eder.Sarayın kapısına gelirler.Tabi arkada büyük bir kalabalıkla kapıya vurur.Ve padişahın huzuruna çıkar.Padişah derdinin ne olduğunu sorar.Ve adam tam da padişahın hayvanlarının tarlaları ziyan ettiğini söyleyecektir."Biz düşündük ki.."diyerek söze başlar.Padişah da ona;"Siz mi?Ötekiler nerede?"diye sorar ve adam arkasına bakar,kimse yok.İçinden bir cinlik gelir.Söyleyeceklerini tersine çevirir.Der ki;"Padişahım!Ahali dedi ki,padişahın hayvanları tarlalarımıza iyi geldi;biraz daha göndersin de mutlu olalım.".Ve adam anlar..Ve adam olan anlar;anlar mısın?

16.06.2013

Dünyayı bulduğundan daha iyi bir şekilde bırakabilmek..


Kim iyi yaşadıysa yani çok gülüp fazla sevildiyse
kim zeki insanların saygısını kazandıysa
kim yuvasını kurup görevini yaptıysa
kim bir sanat eseriyle güzel bir şiirle veya insanlara örnek olan bir ruh 
üstünlüğüyle bir eser verdiyse
kim dünyayı bulduğundan daha iyi bir şekilde bırakabildiyse
kim başkalarında en iyiyi arayıp onlara kendinde olan en iyiyi verebildiyse
kimin hayatı insanlara ilham veriyorsa
kimin izleri ardından şükranla izleniyorsa işte o kişi başarılı olmuştur..

Bessie Anderson Stanley

15.06.2013

Ömür Dediğin



Farkında olmalı insan..

Kendisinin,hayatın,olayların;

gidişatın farkında olmalı.

Farkı fark etmeli;fark ettiğini de fark ettirmemeli bazen..

Bir damlacık sudan nasıl yaratıldığını fark etmeli.

Anne karnına sığarken dünyaya neden sığmadığını

ve en sonunda bir metre karelik yere

nasıl sığmak zorunda kalacağını fark etmeli.

Şu çok geniş görünen dünyanın,

ahirete nispetle anne karnı gibi olduğunu fark etmeli.

Henüz bebekken; 'Dünya benim!' dercesine

avuçlarının sımsıkı kapalı olduğunu

ölürken de aynı avuçların;

'Her şeyi bırakıp gidiyorum işte!' dercesine apaçık kaldığını fark etmeli.

Ve kefenin cebinin bulunmadığını fark etmeli.

Baskın yeteneğini fark etmeli sonra.

Azrailin her an sürpriz yapabileceğini

nasıl yaşarsa öyle öleceğini fark etmeli insan

ve ölmeden evvel ölebilmeli.

Hayvanların yolda,kaldırımda,çöplükte ama kendisinin

güzel hazırlanmış mükellef bir sofrada yemek yediğini fark etmeli.

Eşref-i Mahlûkat (yaratılmışların en güzeli) olduğunu fark etmeli.

Ve ona göre yaşamalı.

Gülün hemen dibindeki dikeni;

dikenin hemen yanı başındaki gülü fark etmeli.

Evinde dörk kedi,iki köpek beslediği halde

çocuk sahibi olmaktan korkmanın mantıksızlığını fark etmeli.

Eşine; 'Seni çok seviyorum!' demenin

mutluluk yolundaki müthiş gücünü fark etmeli.

Dolabında asılı yirmi beş gömleğinin sadece üçünü giydiğini

ama arka sokaktaki komşusunun o beğenilmeyen

gömleklere muhtaç olduğunu fark etmeli.

Zenginliğin ve bereketin,

sofradayken önünde biriken ekmek kırıntılarını yemekte

gizlendiğini fark etmeli..

Fark etmeli..

Ömür dediğin üç gündür..

Dün geldi,geçti;yarın meçhuldür..

O halde ömür dediğin bir gündür;

o da bugündür..



Can YÜCEL

12.06.2013

Sağlık İçin 10 Küçük Tüyo



  Büyük Sağlık Sorunlarını Önlemek İçin 10 Küçük Değişiklik

   Sağlık sorunlarını önceden bilmek imkansız ama sağlıklı bir hayat yaşamak da bizim elimizde.Bu makalede;basit,küçük değişimlerle ciddi sağlık sorunlarına çareler anlatılacaktır.

   Mümkün olduğunca spor yapın ve beslenmenize özen gösterin. Diyeti zayıflamak için değil;beslenme biçimi olarak benimseyin.İşte 10 akıllıca öğüt:



1. Daha sık diş ipi kullanın.Dişlerinizi bastırmadan günde en az 2 kere fırçalayın.Mutlaka günde en az 1 kere diş ipi ile diş aralarını temizleyin.Ağız içi bakterilerini önler ve temizler ve genel sağlığı da etkiler.Plak ve bakteriler sadece fırçalamayla geçmeyebilir.Diş sorunları diyabet,hipertansiyon ve erken doğum nedeni olabilir.

2
 .   Gün içinde 2-3 saat aralıklarla yiyin.Aç kalmamaya özen gösterin.Açlık grevine girmeyin.Metabolizmanızı canlı tutun.Üç ana öğün ve iki ara öğün yeterlidir.Ayrıca aşırı acıkma ve yeme ihtimalini de öldürür.Yağsız ve kaslı bir vücut için böyle beslenin.

3. 
Kahvenizi evde yapın.Dışarıdaki kahvelerde binlerce kalori olabilir.Hem sağlıksız hem maddi açıdan yüktür.Yağlanmaya sebep olur.Şekersiz ve kremasız bir fincan kahveyi evde hazırlayıp için.

4. 
Pedometre kullanın.Spor yaparken ne kadar hareket ettiğinizi bilmek sizi motive eder.Adım ölçer denilen bu alet ile kaç kalori yaktığınızı daha kolay hesaplarsınız.Eğlenceli aktif egzersizler için idealdir.2000 adım bir mil ile eşdeğerdir.Fiziksel ve ruhsal sağlığı etkiler.

5. 
Rahat egzersiz giysilerinizi giyin.Eşofman veya şort atlet ile rahat hareket edilebilecek kıyafetler edinin.Sporda bunları giyin.Motive eder.Uyku kıyafetiyle değil;dış mekan kıyafetleriyle spora çıkın.

6. 
Kegel hareketleri yapın.4 kadından biri idrar kaçırma gibi birçok sağlık sorunundan muzdarip.Kegel egzersizleri kasları terbiye eder ve çalıştırır.Pelvik taban kaslarını harekete geçirir.Kadınsal hastalıkları büyük oranda en aza indirir.

7. 
Kendinize kompliman yapın.Kendinizi şımartın ve kendinize vakit ayırın.Vücut kusurlarınızla mutlu olmaya çalışın.Kendinizden emin olun ve kendinizle gurur duyun.Özgüven yerinde olsun.Yeteneklerinizi keşfedin ve insanlara gösterin.Sıcak bir banyo,piyano çalmak konsere gitmek gibi eğlenceli ve dinlendirici şeylere yönelin.

8. 
D vitamini düzeylerinizi kontrol ettirin.Kan testi yaptırın.Temel vitamin düzeyiniz düşükse tedavi görün veya destek ilaçları alın.Kanser sebebi olabilir ve enerjiyi düşürür.Nörolojik sorunların da nedeni olabilir.

9. 
Yulaf ezmesinden yararlanın.Özellikle sabah kahvaltısında yulaflı gevrek tüketin.Tok tutar ve enerji verir.İşlenmiş lif içerir ve sağlık verir.

10.
Akşam yemeğinde klasik müzik dinleyin.Hoş ve yavaş bir müzik fondayken mutlu olursunuz.Hem yavaş yemeyi de sağlar.Sağlıklı sindirim edilebilen bir öğünle günü kapatın.

Alıntı
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...