yaşam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yaşam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25.03.2013

Bilmek istemiyorum..

     

  Bugün ne kadar yorgun hissediyorum..Bir çıkış yolu arıyorum.Bir ceviz misaline döndüm.Kırılması zor;içindeki değerli..Kendi içimde kayboluyorum.Karanlığın içine üzülüyorum.Görebiliyorum içimdeki o karmaşadan oluşmuş labirentleri..Girmeye bile cesaret edemiyorum.Neden,biliyor musun çünkü her aradığımda yolumu hep buluyorum.Merak etmek istiyorum.Soru sormak cevabını veremesinler istiyorum.Adalet istiyorum ama dünyanın bir yerinde adalet isterler diye korkuyorum.Elektrikler sönsün istiyorum ve karanlık yetmezmişçesine gözlerimi kapatmak ve açmamak istiyorum.Ve dert yanmak istiyorum.Ve karşımdaki,derdin ne olduğunu bilmesin istiyorum.Konuşmak istiyorum.Ve sormak istiyorum.Bana bilmediklerimi anlatsınlar istiyorum.Karşı çıksınlar istiyorum.Nasihat etsinler ve beni inandırsınlar istiyorum. Ve korkularımın aslında beynimin bana oyunu olduğunu birisinin söylemesini istiyorum.Ama bunları bana tuzu kuru çamaşırı beyaz başı dik birisinin söylemesini istiyorum.Ve ben ona sadece kahkahayla gülmek gülmek ve gülelim istiyorum..

Kirlenmek Güzeldir..



  Bugün yine açtım ağzımı,yumdum gözümü..Bugün izin verdim kendime..Hani olur da bir annenin çocuklarını güzel bir parka götürüp;'Hadi oynayın,bir saatiniz var.Kirlenin kumlarda..Düşe kalka oynayın istediğiniz gibi..Düşünmeyin;şekliniz şemaliniz bozulur diye.' demesi gibi..İşte ben de bazen böyle yapıyorum.Beynimi bütün inançlardan ayırıp özgürce bırakıyorum.Öfkemi,korkularımı,şüphelerimi ve alabildiğince sesimi boşluğa bırakıyorum.


  Onlara bir set örmedim.Öfkemden herkes nasibini aldı.İçinde bulunduğum durumdan onların sorumlu olduğunu haykırdım onlara.Kim aklıma geldiyse,buna dağlar da taşlar da dahil,onları suçladım.İlk önce en yakınımdakileri..Daha sonra düşündüklerimi..Sonra da tetikleyenleri..Dedim ya;herkesi,her şeyi..Bugün yine izin verdim kendime.Bırak olgun olmayı inancı,tabuları;hepsini bir anlığına rafa kaldırdım.Bir sürü keşkeler buldum.'Keşke onları görmeseydim.','Keşke oraya gitmeseydim.','Keşke onu tanımasaydım.' Keşke,keşke..Oturdum,yetmedi;öfkemi yenemedim.Daha da kızdım kendime.Camdan dışarı baktım.Kimi gördüysem eleştirdim;buna kuşlar,düşen bir yaprak,gökyüzü,yağmur da dahil.Çünkü onlar benim en yakınımdakiler..Çünkü onlar da benim şahidimdi..Sanki bana yeteceklermiş dur gitme diyeceklermiş bunu kendine yapma diye beni uyaracaklarmış gibi onlardan medet umdum.

  İzin verdim kendime.Hayal ettim güzel bir yer,güzel bir ağaç ve o ağacın altına oturdum;düşündüm yapayalnız olduğumu kaderin eksenimde döndüğünü ve ağzımdan çıkan her kelimenin bekçisi olduğunu seni değil de yaşayacaklarının koruyucusuymuş gibi..Pusuda hazır beklercesine acımasızca nasıl da sana baktığını ne yaşayacağını bilircesine..Gücünü sınarcasına onun işine ne yarayacaksa benim ağladığım ya da güldüğüm korkum ya da cesaretim..Ne kadar da emin kendinden;hayatımızı irdeleyip ters yüz ederken ne kadar da memnun..

  İşte böyle bugün kendime izin verdim.Dedim ya;düşüncelerimi tamamen soyutladım.Hani parktaki çocuklar gibi ben de saldım düşüncelerimi;'Kirlenin düşe kalka..Şekli şemali düşünmeyin.Özgürce oynayın ve sonra n'asılsa geri dönecek çocuklar eve;düşünceler beyne..' Yeniden kaldığın yerden yaşamaya,şükretmeye,hamdetmeye,tövbeye ve kaderciliğe devam..Gücün ne kadarsa işte öyle..


               

Sözün Özü




  Sana bakıyorum;özünü biliyorum,sözünü biliyorum.Kim gibi davranıyorsun,ne olmak istiyorsun?Boşuna debeleniyorsun.Rahat ol;herkese düşman gibi bakma.İnan;onun da korkuları var,takma kafana..Sembollere takılma,donanımlı ol.Bazen sus ve dinle.Bazen anlat,dürüst olmaktan korkma.Yalan olup sahte dostlar edinmek yerine gerçek olup özü sözü bir dostlar edin.Bırak kızdırsınlar seni;bazen sen de onları..Düşündürsünler seni;emek ver kendine.Bazen hiç konuşma,ara ver;ihtiyacın olduğunda test et.Kendine dürüst ol;kendini eleştir.Egolarından uzaklaş ve ara onları.Ruhunu rahat bırak;kendi kompleksli bedeninden ayır onu.Yukarıdan bak kendine,hala bir savaş içinde olduğunu gör artık.Layık olduğu yere ulaştır onu.Çünkü yaradanın dizayn ettiği canlı mutlak bir doğruya gider..

  Kendini heba etme,boş işlere meyil verme.Unutma,her şey aslına döner.Kendini olmadığın bir insan haline getirme,fazla gerilme;çabuk kırılırsın..Karşındakini tanımadan hüküm verme.Alaya alma.İftira etme.Sen olabilmek için ihtiyacın olan sadece zaman.Ayrıca iyi bir insan olmak için erdemli,ahlaklı ve sabırlı olmak yeterli.Zaten bunlar sende varsa gerisi sembollere kalmış.Ben seni zaten biliyorum işte ama hissettirdiğin kadarını..Biz zaten bizi biliyoruz,değil mi..

İstiyoruz;karşılığında ne veriyoruz?




  Nasıl bir dünya istiyorum,biliyor musunuz?Hadi gelin,bir yolculuğa çıkalım hiç bir vasıta gerekmeden..Yaşar mıyım,ölür müyüm düşünmeden..Döner miyim,bulur muyum geride bıraktıklarımı ya da özlenir miyim;ağlanır mı peşimden,eksikliğim hissedilir mi ya da anılır mıyım kötü kötü,kaygılanır mı birileri benim için?Sürekli yaşanır mı bu paranoya?İşte ya bir saniye ya da son nefesine kadar sürecek bir yolculuk..

  İstediğim bir dünya asla böyle değil;keşkelerin olduğu şüphelerin kol gezdiği samimiyetsiz insan kirliliği..Ya ne oluyor size?Hepimiz Havva ile Adem'den yaratıldık..Kimi kime anlatıyorsunuz?Sen bensin;ben senim bazen..Bazen sen mutlu bazen ben..Hayat gönülsüz bir köşe kapmaca oyunu sunar bize..Takma kafana..Yeri gelir,ben senin derdine ortak olurum;yeri gelir,sen..Sakın gocunma lütfen;gocunduğun yerde bulursun beni..Üzülürsün ya da üzülmezsin belki..Saklama derdini,paylaş..Böbürlenme mutluluğunda..İnan ki samimiysen dostların da senin gibi olur ama değilsen aynalar dostun olur.Sinsi olma;yalanlarla yaşarsın.Çok da açık sözlü olma;kendinden sen bile kaçarsın.Denge ve adalet üstüne kurulmuş dünya..Kendine bir doğa seç seni anlatan.Çünkü her insanın bir kurgusu var..Belki de sen bir rüzgarsın ılık ılık esen ya da bir gökyüzüsün maviliği ve beyazlığı en güzel anlatan..Belki de gecesin gündüzü örten ya da hepsi;bazen esen gürleyen..Sen bir fıtratsın,zorlama.Sen ol yeter ama ne olur geç kalma.Keşkelere boğulma;doğru karar ver.Düşünmeden yaşamak yaşadıktan sonra düşündürür.Gerçekten acı olan aslında bu.Çünkü en zoru insanın kendisine hesap vermesi..Sadece sen sana merhamet gösterir ya da asla affetmez seni..Yoksa başkaları dediğimiz kesim aslında biziz.

 Sadece görevinizi yapın.Dünyaya gelmek bir emirse yaşamak mecburi bir eylem;yaşayın,yaşatın.Varlığımız ya karanlıktan sonra bir ışık olur ya da onu göremeyen bir nankör..

Aynaya bak..





  Anlasana artık,sana söylüyorum!Hala kendinden kaçıyorsun;tabularından,alışkanlıklarından,çocukluğunun kalıntılarından bir türlü kurtulamıyorsun.Kibirlisin ve gururlusun.Kalabalıkta çabuk farkediliyorsun.Bencilsin.Sen teksin narsist.Dünya sensin.Asla durmazsın;dönersin.Bu ne özgüven böyle;hiç sarsılmaz sanırsın..Kendine dönük hayallerin ve sen..Daha sonra sahip olduklarını sanırsın ki sen türettin;onlar seninle oluştu.Hiçbir şeyin önemi yok.Öyle mağrur yürürsün ki sanırsın küçük dağları sen yarattın..

  Farket lütfen..Etrafında ne varsa hoşlandığın ya da taptığın onların hepsi senin nefret ettiklerin,yoluna taş koyanların,bazen seni üzenlerin ve yaşam boyunca seni anbean yalnız bırakmayacak korkuların;sen onların eserisin.Sen tek başına bir hiçsin.Sahip oldukların seni bugün mutlu ediyorsa dün mutsuz edenler yüzündendir.Kendine nankörlük etme,doğaya karşı çıkma.Anlamaya çalış.Gözüne güzel gelen ne varsa bu iyi düşündüğün içindir.Görebildiğin kadar keşfet.Unutma;güneşten korkuyorsan gölgeyi bul,karanlıktan korkuyorsan ışığı reddetme ve şu an elinde olan sana haz veren ne varsa seni ne mutlu ediyorsa inkar etme gerçek sahiplerini.Çünkü daha sonra unutulan sen olursun ve riyakar olma.Sana anlam katan değerlere ihanet etme.Unutma;bu dünya ne sana ne bana ne de Sultan Süleyman'a kalmadı.

  Çalış,çalış;mutlu etmeye çalış ve biriktir,biriktir;insan biriktir ve at üstünden süslü egoları.Mütevazi ol.Merhametli kal.Ve yüksekten uçma.Unutma;bizler hiçlikten geldik ve hiçliğe gideceğiz..

Sessizce uzaklaş or'dan..





  Lütfen acele edin iyilikte;kötülükte aheste..Zaman sinsice içimize işlemekte..Senediniz mi var yarına çıkmaya?Bu ne rahatlık;plan,proje..Bazımız Avrupai takılır.Bazımız tamamen kültüre bakınır.Kimliksiziz..Biz neyiz,kimiz,kaç kişiyiz?Neden,niye bu vurdumduymazlık?Ne arıyoruz;ne anlıyoruz?Hayallerimiz sadece soyut;yaşadıklarımız sadece somut..Canımızı acıtınca hayat,verdiğimiz tepki..İşte gerçekte buyuz.

  Acıyla yoğrulurken nefret,isyan,keder;mutlulukla bezenirken neşe,sevgi,huzur dolar insan.Yani her şey geçici..Sabır bizim zırhımız gibi.Yakaladığında o anı yani mutluluğu içinde olabildiğince yaşa.Olabildiğince kalbinde ve beyninde onu depola.Çünkü bir gün tekrar lazım olduğunda onu kullan;o anı hatırla.Sonra biriktir mutlulukları nerede olursan ol ve değerlendir.Hüzünlü olduğunda çıkar onun karşısına;savaştır onları.Savaşı kazandırmak istediğini biriktir ve ona galip getir.Ve unutma;belki ilerisi olmayacak.Çok fazla plan yapma..Sakin ol ve ritme uy..Fazla debelenme..Kendini programlama..Çünkü senin rolün belli..Kendini ara ve onu bul..Kendini küçümseme ve devam et..Hayatın planını bozma..Sadece düştüğünde kalkabiliyorsan yeniden başlamak için hazırsın demektir.Etrafına dikkatlice bak.Seni mutlu eden ve seni sen yapan ne varsa onları yanında tut.Ve onlar da seni yanında tutsun.Etrafında negatif,kırıcı,karanlık ne varsa sessizce uzaklaş oradan..Sen öyleysen tekrar aynı şeyi yap ve kendini geliştir..

24.03.2013

Bencilik



  Yaşam bize bencilliği,riyakârlığı ve affetmemeyi dayatıyor;insan en kolayını seçip her şeye bir anda sahip olmak istiyor. Bir anda her şeyi bitirmek,yok etmek... Ve yok olmayı arzuluyor. Kendi tecrübelerime dayanarak yaşadıklarımızın zirveye ya bir merdiven dayama ya zirveden bir düşüş ya da sorunlarla baş edememe halini her insanın hissettiğini öğrendim. Gözlemim dahilinde,insan acizken ya çok bayağılaşıyor ya da çok gururlanıyor ve bunun için Don Kişot gibi yer değirmeniyle savaşıyor. Kendine bir daire çiziyor;o dairenin içinde kendi çapında eğleniyor ve kendini anlatmak için perdelerin arkasında,son kalan insan kırıntılarıyla kendini aklamaya ve iyi göstermeye çalışıyor.

  Aslında hayat o kadar uzun değil. Şu üç günlük dünyada;bencillikten uzak,kendisinde devasa bulunan Allah'ın ona bahşettiği merhamet duygusunu bir türlü fark etmiyor ve her defasında yaşadığı tecrübelerden asla ders almıyor. "Aile nedir?"... "Hayatın neresindedir?"... "Neden var olmalı?"... "Neden,neden,neden..." diye soru soruyor ve sonra anlıyor ki biz tek başımıza bir hiçiz. İnsan birlikte olursa ancak paylaşamayacağı tek şey bencillik olur.

Ruhsal Açlık



  İnsanoğlunu anlamanın zorluğunu hiç düşündünüz mü?Zorlayıcı,tabulaşmış yasaklar;sonra özgürce girdiği tabularından oluşmuş demir parmaklıklar;kendi kendine yarattığı dünyası..

  Bir ziyafet sofrası düşünün;acısından tatlısına her şey olsun istersiniz. Damak tadınız öyle ister;bu midesel bir doyumdur.Sonra hazımsızlık başlar.Çare ararsınız ve giderirsiniz;rahatlarsınız.Bunun gibi vs..Ya ruhsal doyum;onunla nasıl uğraşırsınız?

  Şimdi düşünelim:Biz kimiz?Neden dünyadayız?Niçin bize insan deniyor?Oysa bizimle beraber bu dünyayı paylaşan canlı ya da cansız,renkli ya da renksiz gördüğümüz duyduğumuz hissettiğimiz yani algıladığımız her nesne bizimle ortak..Biz kendimizi nereye koyarsak orada yaşam sürmek zorundayız.Karakterimiz seçimlerimizle oluşur ve daha sonra hayatta varlık savaşı diğerleri gibi devam eder.Hiç kimse birbirinden daha üstün değil.Tıpkı parçalanmış bir vazo gibi..

  Vazo dedim..Şimdi o kırık vazoyu yapıştırmaya başlayalım.Kırılan parçaları,irili ufaklı;öylece tesadüfen kırılmış taneleri tek tek yapıştıralım.Parçaların hiçbiri birbiriyle aynı değil.Ama yapışmaya başladığında küçük büyük demeden her bir zerreye ihtiyaç duyulur.Bir eksik ya da fazla nesneyi oluşturamaz ve biz onu itinayla yapıştırıp eski haline getirdiğimizde elimizde artık eski vazo vardır.Burada anlatılan önemli detay şudur:Şeklin oluşması için irili ufaklı pek çok parçaya ihtiyaç var.Şöyle de diyebiliriz:Koca bir dağ minik çakıl tanelerinden ve kum fırtınasından oluşur..

Ot Gelip Saman Gitmek



  İnsanlar küçük zerre tanecikleri gibi radar sistemine bağlıdır.Yalan yanlış,siyah beyaz her türlü doğadaki sesleri ahenkle algılar.Ve bu algılama sistemiyle yollara dökülür.Onun deyimiyle; 'Dere tepe gitmek boşa kürek çekmek ne bulursam kârdır;dünyaya bir daha mı geleceğiz..' gibi ucuz sözlerle dünyada edindikleri yerde zemini aşındırıp dururlar.Ot gelip saman gitmek onların oyalandıkları tek şeydir.Onların yaptıkları tek şey beden denen mekanizmanın içinden dünyayı oluşturan yaşamı seyretmektir.Onlar olgunlaşmadan yaşamları boyunca açmamış bir gül misali kuruyup giderler..

İnsanoğlunun Törpüyle Sınavı




  İnsanoğlu nedense hayatı sorgulamaya mutsuz ve sıkıntıdayken başlar.Siz hiç gördünüz mü mutluluktan verem olmuş ya da psikolojisi bozulmuş bir insan..Çünkü hayat beş duyudan ibaret değil.Yaşadığımız birçok olay,içinde kendimiz olmadığı sürece bizim için sadece hayat felsefesidir.Yaşamın içinde birebir çarpa çarpa bedeni,yora yora beyni,acıta acıta kalbi;sonuçta insanoğlu alamadığında bulamadığında ve veremediğinde kendinden ve karşısındakinden eksiklikleri,hep bir huzursuzluk içinde yaşamaya ya da yaşatmaya devam edecektir.Zaten beynin gerçekte işlevi budur.Ancak insanoğlu kendine ait bir takım gelenekler,inançlar ve alışkanlıklar sonucunda kararını el yordamıyla deneyerek hatalarıyla yüzleşerek hayatla barışık olmaya çalışmalıdır.Çünkü insan,bir demirci ustasının demire kor alev altında n'asıl şekil verdiğini bir sanatçının ince ince sanatı ne şekilde işlediğini bilir ve sonucunda bu kadar törpülenmeye karşı çıkan kişinin,kendine saygı duyduğunda hayata duruşu sabitlenir.Ve kendine yaptığı yolculuk tamamlanır;ebedi olarak kendisinde kalır.Harikulade ve her şeyiyle gelişmiş olan insan kesinlikle mutlak yaratıcının eseridir..

Bukalemun


   Aslında konu ırkla alakalı değil.Kalp ve beyin,insan teni ne renk olursa olsun;şekil itibariyle aynıdır.İnsanoğlu sadece kültürel ve ona öğretilen bir takım davranışları taklit eder;fıtratına göre bunları tabulaştırır.Daha sonra kimini akıl süzgecinden geçirir.Onu huzurlu kılan kendi inanışına göre kalbi de buna ortak ederek onun dünyada yer bulmasını sağlar.Ta ki kişi gördüğüne duyduğuna ve yaşadığına mantıklı gelen ayrıca onu mutlu eden her şeyi hayatına alabilir.Çünkü insan da doğanın bir parçası olduğuna göre zaman zaman doğayı taklit edebilir.Yani insan,içinde bukalemun gibi değişkenlik gösterebilir.Girdiği ortama,yaşadığı iklime ve alışkanlıklara göre,bu ister kalp olsun;ister beyin,hangisi huzura götürüyorsa farkına varmadan kendini o sistemin içinde bulur.Yani açıkça insan kopyalama bir makine değildir. 

Kuş ve Sürü


         

  Sevgileri yarına bıraktınız.Vermeyi az buldunuz yahut vakit olmadı.Gizli bahçenizde açan çiçekler vardı.Onları gölgede bıraktınız.Ne size yaradı ne başkalarına..

  Sevgileri biriktirin kumbaranızda.Hayali düşünceleri,üstünüze yakışmayan nefretleri giyip sizi sıkan aynı zamanda sizi koruyan zincirleri kopardınız.Ve zamanı geldiğinde biriktirdiğiniz sevgileri vermek için o kalabalığın içinde hiçkimseyi bulamayacaksınız.Kuşlar sürüleriyle uçar.Ve bir gün vermeye az bulduğunuz sevginizin yerini anlamlı nefretiniz alır.Mevlana der ki;'Ne olursan ol,yine gel.'
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...